(556 S. KHK. m. 8, 9, 42, 43)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.05.2005 tarih ve 2003/457 - 2005/82 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.02.2007 gününde davacı avukatı Ulvi Murat Atabey ile davalı avukatı Teoman Seyithanoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 29.30.32 sınıf emtialar için tescilli bulunan BİZDEN markası ile iltibas oluşturacak şekilde aynı sınıf emtialar için BİZDEN BİRİ ibaresini davalının marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilince süresi içinde tescile itiraz etme olanağının kaçırıldığını, davalının tescilinin de kesinleşmiş olması karşısında öncelikli tescile dayalı olarak hükümsüzlük isteminde bulunma haklarının olduğunu, davalının tescilli markasındaki BİZDEN ibaresinin davacı markası ile açık bir iltibas oluşturduğu gibi BİRİ ibaresinin de ayırt edicilik niteliği taşımadığını ve ayrıca bu ibarenin de çok küçük puntolarla kullanılarak BİZDEN ibaresinin ön plana çıkarıldığını, bu şekilde de davalının markasını tescil edilmiş hali ile kullanmadığını ileri sürerek, davalının markasının hükümsüzlüğüne, kararın ilamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 29.02.2000 tarihli marka başvurusunun 18.09.2000 tarihinde ilan edildiğini, müvekkilinin ise bu ilandan önce 13.09.2000 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, henüz başvurusu ilan edilmemiş davacının markası ile iltibas oluşturmak amacıyla müvekkilinin marka başvurusunda bulunduğu iddiasının samimiyetten uzak olduğunu, her iki markanın anlam bakımından farklılıklar taşıdığını, müvekkilinin markasını tescil edildiği halde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının markasının tek kelime, davalı markasının ise iki kelimeden oluştuğu ve benzerliğin kelime farkı nedeniyle zayıfladığı gibi, BİZDEN ibaresinin günlük yaşamda çok yoğun kullanım ve ürün yönünden aidiyeti ifade etmesi nedeniyle ayırt edicilik ve yüksek çekiciliğe sahip olmadığı, davalının markasındaki vurgu sözcüğün BİRİ ibaresi olduğu BİZDEN kelimesinin BİRİni tanımlamaya, açıklamaya yarayan ikincil bir işleve sahip olduğu, bu hali ile davacının markasındaki anlamdan uzaklaştığı ve BİRİ ile kaynaşarak yeni bir ifade oluşturduğu, bireyselliğini kaybettiği, davalı markasının tescil edilen ürünler yönünden çok keyfi, fantezi olduğundan daha ziyade bir sloganı çağrıştırmakla akılda kalıcılığının yüksek ve BİZDENe göre daha dominant olması nedeniyle dikkatli tüketicinin ayırtedici niteliği zayıf olan BİZDENle karıştırılma riski bulunmadığı, kaldı ki her iki markanın başvuru tarihlerinin birbirine çok yakın ve davacı markasının piyasada tanınmıyor olması nedeniyle de karıştırılma riskinin bulunmadığı, davalının markasındaki BİRİ ibaresinin tescil edildiği halinden daha küçük olarak kullanılmasının da hükümsüzlük davasında tescilli hali ve formatlarına göre değerlendirme yapılması zorunluluğu karşısında dikkatte alınmayacağı, bu durumun ancak marka tecavüzü davası konusu oluşturabileceği, davada ise böyle bir talebin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyizi etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK.nun 42. maddesine dayalı davalının markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı hükümsüzlük talebinin dayanağı olarak kendisinin daha önce tescil edilmiş olan BİZDEN markası ile davalının tescil ettirdiği BİZDEN BİRİ markası arasında, aynı emtia grupları için tescil söz konusu olduğundan karıştırılma olasılığını göstermiştir. Mahkemece, her iki markadaki ortak unsurun BİZDEN olmasına rağmen davalı markasındaki BİRİ ibaresinin anlam olarak bir gruba aidiyetten çıkarıp bireyselliğe götürdüğü ve her iki markanın karıştırılma olasılığını BİRİ ibaresinin ortadan kaldırdığı kabul edilerek dava reddedilmiştir.
556 Sayılı KHK'nun 42/b. maddesi gereğince 8/b. maddesinde öngörülen hallerin oluştuğu durumlarda, daha sonra tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğünü 43. madde gereğince davacının talep etmesi mümkündür. Eldeki davada çözümlenmesi gereken temel sorun davacının daha önce tescil edilmiş ve 29.30.32 sınıf emtiaları kapsayan BİZDEN markası ile, davalının daha sonra tescil edilmiş aynı emtia gruplarını kapsayan BİZDEN BİRİ markasının 556 sayılı KHK'nun 8/1-b maddesinde öngörülen markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali ile daha önce tescil edilmiş marka ile ilişkisi olduğu ihtimalinin kararnamenin 9/1-b maddesinde açıklanan biçimde bulunup bulunmadığının tespiti ile ilgilidir.
Davacının markasının davalı markasından önce tescil edildiği ve her iki markanın aynı emtia gruplarını kapsadığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacının markası BİZDEN, davalının markası ise BİZDEN BİRİ ibaresinden oluşmaktadır. Her iki markadaki ortak unsur BİZDEN ibaresidir. Davalının markasındaki BİRİ ibaresi, her iki markadaki ortak unsurdan uzaklaşmayı sağlamadığı gibi, tam aksine ortak unsura daha yakın duran bir anlama götürmektedir. Diğer bir deyişle BİRİ ibaresi daha ağırlıklı olarak dikkatleri BİZDEN ibaresine yönlendirici bir unsur niteliği taşımaktadır. O halde, davacının daha önce tescilli BİZDEN markası ile davalının tescilli markası arasında 556 sayılı KHK'nun 8/1-b ve 9/1-b maddelerinde öngörülen `halk arasında karıştırılma ihtimali ve her iki marka arasında ilişkisi bulunduğu` izlenimi yarattığının kabulü ve bu nedenle de davanın kabulüne karar vermek gerekir iken, yazılı gerekçeyle reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy