(6762 S. K. m. 1299, 1301) (1086 S. K. m. 76) (2918 S. K. m. 98, 99) (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m. B. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.06.2005 tarih ve 2004/162-2005/272 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekilinin, TTK.nun 1301 inci maddesi hükmüne dayalı olarak, davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonunda, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararı, davalılardan sigorta vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan sigorta vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sigortalı araç sürücüsü 6/8 oranında kusurlu bulunmuş ise de; esasen kusur dağılımına ilişkin olarak, dosyadaki delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Zira, somut olayda davalı tarafa ait araç, önce dava dışı bir araca arkadan çarpmış ve sonra da sigortalı araç da davalıya ait araca arkadan çarpmıştır. Buna göre, olayda zincirleme kazanın söz konusu olmadığı ve olayın iki ayrı kaza şeklinde gerçekleştiğinin kabulü ile, her iki olay kendi içinde değerlendirilip, kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi ve bu belirlemede sigortalının davalı araca arkadan çarptığının dikkate alınması gereklidir. Bu durumda, anılan hususlar dikkate alınmak üzere, aralarında trafik uzmanın bilirkişinin de bulunduğu bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen ve yetersiz bulunan bilirkişi raporuna dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
3- Öte yandan, TTK. nun 1299, 2918 sayılı KTK. nun 98/1, 99/1. maddeleri ile zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi (ZMSS) genel şartlarının 12. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Somut olayda, davacının dava açmadan önce davalı sigortaya başvuru yaptığına ilişkin belge bulunmakta ise de bunun tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamaktadır. Bu durumda, mahkemece, davalı sigortaya yapılan yazılı başvurunun hangi tarihte tebliğ edildiği araştırılarak, sonucuna göre temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde kurulan hüküm doğru olmamıştır.
4- Diğer yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 12/4. maddesi uyarınca, hükmolunan tazminatın, sigorta limitini geçmesi durumunda, zorunlu mali sorumluluk sigortasının, yargılama giderleri ile avukatlık ücretini bakımından, limitin tazminata oranına göre sorumlu tutulması gereklidir. Somut olayda, hükmolunan tazminatın, davalı sigortanın limitini aştığı anlaşıldığından, davalı sigortanın, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından, hükmedilen tazminatın limite oranına göre sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde diğer davalılarla müteselsilen sorumlu tutulması da doğru değildir.
5- Yargılama giderlerine yönelik temyiz istemine göre ise, somut olayda davalı sigorta bakımından davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, HUMK. nun 417. maddesindeki yargılama giderlerinin haklı çıkma oranına göre taraflar arasında paylaştırılacağı hükmüne aykırı olarak, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı sigorta vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, diğer bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılardan sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy