(6762 S. K. m. 626, 629, 642, 690)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.06.2005 tarih ve 2004/83-2005/476 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi Nusret Akbaş ve Hasan Sofuoğlu olan 30.01.2004 vadeli, 150.000.000.000. TL bedelli iki adet bono aldığını, bahse konu bonoların müvekkilince davalı Bankanın Gaziantep Şubesi'ne 05.01.2004 tarihinde tahsil ve tahsil edilememesi durumunda ise protesto edilmesi amacıyla teslim edildiğini, ancak davalının senetlerin protesto edilmesi için öngörülen yasal süreleri kaçırdığını, bunun yerine bonodaki ilgili şahıslara vade tarihinden sonra ihbarname gönderdiğini, bu nedenle cirantalara karşı icra takibi yapma olanaklarının kalmadığını, davalı Bankanın ihmalinden kaynaklanan bu durum karşısında davacının keşidecilere karşı icra takibine giriştiğini, ancak haczin semeresiz kaldığını, müvekkilinin davalının ihmali nedeni ile maddi olarak zarara uğradığı gibi manevi yönden de zarar gördüğünü, alacağını zamanında alamamasından dolayı munzam zararının da oluştuğunu ileri sürerek, senet bedellerinin toplamı olan 300.000.000.000. TL ile 100.000.000.000. TL manevi tazminatın 30.01.2004 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle ve ayrıca bilirkişi tarafından hesap edilecek munzam zararın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili Banka ile davacı arasında imzalanan Genel Hesap ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ile müvekkilinin senetleri protesto etme yükümlülüğünün kaldırıldığını, senet borçlusuna ihbarname göndermekle müvekkilinin bu konudaki yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının kendi kusurunu davalıya yüklemesinin kabul edilemeyeceğini, tacir olan davacının bonolardaki ciroların önemi konusunda müvekkilini uyarıp talimat vermediğini, müvekkilinin davacıya karşı bir kambiyo taahhüdüne girmediğini, bu nedenle senet bedellerinin tamamının istenemeyeceğini, davacının öncelikle zararın gerçekliğini, gerekçesini ve zararın miktarını kanıtlaması gerektiğini, manevi tazminat ve munzam zarar istemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin temerrüdünden söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, bonoların lehdarı ve her iki bonoda da ilk ciranta durumunda olan Bayram Emre Şekür hakkında senetler protesto edilmediğinden icra takibine geçilememesi nedeni ile davacının bono bedellerini Bayram'dan tahsil imkanının ortadan kalktığı, davalı Bankanın sözleşme hükümlerini yerine getirmede ağır kusurlu olduğu, davacının manevi yönden zarara uğradığını kanıtlayamadığı, munzam zarar istemine uygun kanıt sunmadığı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile 300.000. YTL'nin 09.02.2004 tarihinden itibaren temerrüt faiz ile tahsiline, diğer istemlerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, tahsil edilmesi amacıyla davalıya teslim edilen iki adet bononun ödenmesi için cirantalara gönderilmesi gereken protestonun çekilmemesi nedeniyle cirantalara müracaat hakkını kaybeden hamilin davalı aleyhine açtığı maddi, manevi ve munzam zararının tahsili istemlerine ilişkindir.
TTK. nun 690 ıncı maddesinin yollaması ile bonolar hakkında da uygulanan aynı Kanunun 626, 629 ve 642 nci maddeleri hükümleri gereğince, hamilin cirantalar hakkında takip yapabilmesi için kanunda yazılı sürelerde protesto çekmesi gerekir. Aksi halde, cirantalara başvuru hakkını kaybeder.
Somut olayda, davacının ciro yolu ile hamili olduğu keşidecisi Nusret Akbaş olan 12.12.2003 tanzim, 30.01.2004 vade, 150.000.000.000. TL bedelli, yine keşidecisi Hasan Sofuoğlu olan 01.12.2003 tanzim, 30.01.2004 vade ve aynı bedelli iki adet bonoyu davalının Gaziantep Şubesine tahsil edilmek üzere ciro ve teslim ettiği, senetlerin sol üst köşesine de protestolu yazıldığı, senet çıkış bordrosundaki talimat bölümünde de protestolu kaydının bulunduğu, davalının senet borçlularına vadeden sonra gecikmeli olarak ihbarname gönderdiği, davacı tarafından bononun keşidecilerine karşı 01.06.2004 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı, takiplerin kesinleşmesine rağmen borçluların haczi kabil hak ve alacaklarının bulunmadığı, yasal süre içerisinde davalı tarafından protesto edilmemesinden dolayı davacının cirantalara karşı yasal başvuru hakkını kaybettiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu hususlar esasen dosya kapsamı ile de sabittir. Uyuşmazlık, davacının doğan zararından davalının sorumlu tutulup tutulmayacağı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, bonoların protesto edilmediği, bu nedenle davacının bono bedellerini bonoların lehdarı ve ilk cirantası olan Bayram Şeker'den tahsil etme olanağının kalmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, her iki senette incelendiğinde, davacının senetlerin protesto edilmemesinden dolayı müracaat edemediği tek şahıs ve her iki senette de lehdar ve ilk ciranta konumunda Bayram Emre Şekür olup, mahkemece, anılan bu cirantanın aczinden davalının sorumlu tutulamayacağı da nazara alınıp, dava konusu bonoların davalı tarafından öngörülen yasal süre içerisinde protesto edilmiş olması halinde, davacının bu cirantadan senetlerin bedelini tahsil edip edemeyeceği, bu cirantanın protesto tarihi itibariyle ekonomik durumunun bu bonoları ödemeye yeterli olup olmadığı, eş söyleyişle ödeme gücünün bulunup bulunmadığı araştırılıp değerlendirilmeden bu yönden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy