(4077 S. K. m. 3, 10/A, 23)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 12.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.07.2005 tarih ve 2005/225-2005/283 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkili adına çıkarılan kredi kartının müvekkili ile ilgisi bulunmayan başka birine teslim edildiğini, bu kart ile yapılan ödemelerin gönderilen ihtarname ile müvekkilinden istenmesi üzerine müvekkilinin bankaya giderek durumu açıkladığını, ancak bankanın bu uyarıları dikkate almayarak icra takibine geçtiğini, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibine maruz kalması nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek 20.000, 00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekil, davaya bakmanın Tüketici Mahkemesinin görevine girdiğini, kredi kartı ile yapılan harcamaların ve çekilen paranın ödenmemesi üzerine davacıya noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin davacıya bizzat tebliğ edildiğini, buna rağmen davacının müvekkili bankaya yazılı olarak başvuruda bulunmadığını, bu şekilde takip işlemlerinin başlamasına kendisinin sebebiyet verdiğini, davacı hakkında yürütülen takibin itiraz sonucu durduğunu ve her hangi bir haciz işleminin de yapılmamış olduğunu, bu nedenle kişilik haklarına ihlalin gerçekleşmediğini savunarak davanın görev ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının hesap kat ihtarnamesinin bizzat kendisine tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı bankaya herhangi bir açıklamada bulunmayarak hakkındaki icra takibine kendi davranışı ile sebep olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan icra takibi sonucu uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davada, davacıya teslim edilmesi gereken kredi kartının davalı bankanın kusurlu davranışı sonucu başka birine teslim edilmesi sonucu bu karttan yapılan harcamaların ve çekilen paranın davacıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davacının manevi zararına neden olduğu ileri sürülmektedir. Davanın açıklanan bu niteliğine, tarafların sıfatına ve 4077 sayılı Tüketicilerin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3, 10/A ve 23/1 inci maddeleri hükümlerine göre bu davaya bakmak Tüketici Mahkemelerinin görevine girmektedir.
Mahkemelerin görevi dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Tüketici Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olması nedeniyle davanın Tüketici Mahkemesinde görülebilmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de davacı vekilinin uyuşmazlığın esasına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin uyuşmazlığın esasına ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy