(6762 S. K. m. 530, 531, 533, 539) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 24.05.2005 tarih ve 2004/83 - 2005/366 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve katılma yolu ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.02.2007 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin %50 ortağı olan müvekkiline TTK. nun 530 ve 531 nci maddesine aykırı olarak şirket kayıtlarının incelettirilmediğini, ihtara rağmen şirket müdürü olan diğer davalının ortaklar kurulu toplantısını yapmaktan kaçındığını, müvekkilinin temsilini engellediğini ileri sürerek, 01.06.2001 tarihi itibariyle 2000 yılı kar payı (25.000.000.000.) TL ile işlemiş faiz tutarı (8.750.000.000.) TL.nin %60 faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, şirket müdürüne husumet yöneltilemeyeceğini, kar dağıtımı yönünde ortaklar kurulu kararı alınmadığını, davacının çağrıya uymaması nedeniyle toplantı yapılamadığını savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı şirket bakımından bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK.nun 533 üncü maddesi hükmünce şirket ana sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri oranda yıllık bilançoya göre sağlanan net kardan pay alabilecekleri ve karın paylaştırma şekli ve zamanının ortaklar kurulunca kararlaştırılabileceği (m 539/4), davalı şirketin 2000 yılı ortaklar genel kurulu toplanmamış ise de bilanço karının dağıtılmasından keyfi biçimde kaçınılamayacağı, davalının direngenliği nedeniyle davacı ortağın kar payının tespit ve tahsilini isteyebileceği, anılan yılla ilgili olarak davacının isteyebileceği kar payının (6.405.197.538.) TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan meblağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve katılma yolu ile davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı halde hakkındaki dava husumet yokluğu nedeniyle reddedilen davalı Fatih Simseli lehine ayrıca maktu vekillik ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış ve davalılar vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde görülmüştür. Ancak, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama icrasını zorunlu kılmadığından HUMK. nun 438/7 nci maddesi uyarınca hüküm aşağıdaki gibi düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 4 nolu bendinin son satırındaki ücretinin ibaresinden sonraki ibarelerin kaldırılmasına ve devamına davacıdan alınarak davalı şirkete, 350.000.000.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan Fatih Sisneli'ye verilmesine ibarelerinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01.90 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, 01.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy