(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İnegöl Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.06.2005 tarih ve 2004/802 - 2005/233 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı Serkan (Maşallah) Taşdemir vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinden Kıyasettin Taşcan'ın davalı kooperatifin ortağı olduğunu, askerlik hizmetini yerine getirdikten sonra varsa akçalı yükümlülüklerini yerine getirmek için başvuruda bulunduğunu, ihraç edildiğini öğrendiğini, müvekkili Maşallah Taşdemir'in ise minibüsü temin etme safhasında ihraç edildiğini, bu kararların dayanaklarının bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilleri hakkındaki ihraç kararlarının iptallerine ve üyeliğin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı Maşallah Taşdemir'in kendi isteği üzerine istifa ederek ortaklık sıfatının son bulduğunu, esasen ortak olma koşullarının ana sözleşmede açıklandığını, dava dilekçesinde araç temin etme aşamasında olduğu hususunun açıklandığı, istemin zamanaşımına uğradığını, aradan 6 yıl 8 ay geçtiğini, diğer davacı bakımından istemin sonradan geri alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, Kıyasettin Taşcan hakkındaki davanın atiye bırakıldığı, davacı Maşallah'ın 26.10.1996 tarihinde ortak olduğu, daha sonra istifasının kabulü ile ihracına karar verildiği, bu tarihten itibaren yaklaşık 7 yıl boyunca davalı kooperatif ile herhangi bir ilişkiye girmediği, süre dikkate alındığında ilişkinin koptuğunun kendisi tarafından kabulü gerektiği, ihraç kararının kesinleştiği ve hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı Maşallah Taşdemir vekili temyiz etmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali ve ortaklığın devamına karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı Maşallah Taşdemir'in 26.10.1996 tarih ve 25 numaralı yönetim kurulu kararı davalı kooperatife ortak edildiği, 100.000 TL giriş aidatı ödediği, daha sonra üç yönetim kurulu üyesinin katılımı ile 10.12.1996 tarih ve 29 sayılı karar ile istifa ettiği gerekçesiyle ortaklığına son verildiği, yine iki yönetim kurulu üyesinin katılımı ile aynı yönde 30.01.1997 tarihli ve 43 numaralı karar alındığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili, müvekkilinin ortaklığının devam ettiğini, ihraç kararı verildiğinin söylendiğini iddia ederek bu kararının iptali ile ortaklığının devamına karar verilmesini istemiştir. Davalı temsilcileri de davacının istifa suretiyle ortaklığının sona erdiğini ve esasen 7 yıla yakın bir süre kooperatifle ilişki kurmadığını savunmuş, davacı vekili, istifasının söz konusu olmadığını bildirmiştir. Davacının ihracı yönünde alınmış bir karar bulunmadığı gibi, istifanın kabulüne ilişkin kararların da tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında ortaklığın varlığı noktasında uyuşmazlık çıkmıştır. Davacının isteminin, ortaklığın tespitini de kapsadığının kabulü gerekir. Bu nedenle davacının ortaklığının devam edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması zorunludur. Karşılıklı hak ve yükümlülük doğuran kooperatif ilişkisi, amaca ulaşıncaya kadar süreklilik gerektiren bir niteliğe sahiptir. Özellikle de kooperatifin amacına ulaşması bakımından ortağın akçalı yükümlülüğünü yerine getirmesi son derece önemlidir. Öte yandan kooperatif ortaklığının sona erme nedenleri 1163 sayılı Yasa ve ana sözleşmelerde açıkça belirlenmiştir. Bu nedenlerden biri de ortağın, ortaklıktan istifa etmesi halidir. İstifa tek taraflı bir irade beyanıdır. İstifa nedeniyle ortaklığın sona ermesi halini kooperatif kanıtlamak durumundadır. Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin istifasının söz konusu olmadığını, bu yönde bir irade beyanında bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı yönetim kurulu tek taraflı olarak iki defa karar almasına rağmen, bu kararların dayanaklarını açıklamamıştır. O halde, kooperatifin 1996 yılı ve sonrası genel kurul tutanaklarının getirtilmesi, öteden beri aidat toplayıp toplamadığının açıklığa kavuşturulması, toplamadığının tespiti halinde davacının ortak olduğunun kabulü, istifa nedeniyle ortaklığın sona erdiği yönünde savunma bulunduğundan davalıya bu hususta ispat imkanı tanınması, aidat topladığının tespiti halinde davacının, akçalı yükümlülüklerini yerine getirmediği ortaya çıktığında uzun süreden beri kooperatifle ilişki kurmadığı ve aidat ödemediği, bu aşamada ortaklığın varlığını iddia etmesinin MK. nun 2 nci maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağı ve davanın reddi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy