(2004 S. K. m. 194)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.12.2004 tarih ve 2004/316-2004/1329 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabının vadesinin dolmasına rağmen faizi ile iade edilmediğini, muhtelif tarihlerde mevduatların davalı TMSF.ca ödeneceğinin belirtilmesine rağmen bugüne kadar bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 107.302.036.949-TL.nın temerrüt faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Banka vekili, mevduatlar için ödeme kararının TMSF tarafından verilebilecek bir karar olduğunu ve ödemelerin de bu kurumca yapıldığını, davacının Off Shore'den dönen hesabı bulunduğunu, müvekkili Bankaya bu davada husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın husumet ve esas yönünden reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, davanın yargı yolu, husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı TMSF hakkındaki uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli bulunduğu gerekçesiyle anılan davalı hakkındaki davanın bu nedenle reddine, davalı İmar Bankası A.Ş.ne yönelik davada ise öncelikle sigorta kapsamındaki mevduatlar ödeneceğinden bankanın aktifinde bir miktar kalıp kalmayacağının henüz belli olmadığı, bu durumda bankaya dava açılabilmesi koşullarının gerçekleşmediği belirtilerek banka hakkında zamansız açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin, davalılardan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün, bu davalı bakımından onanması gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin, davalı bankaya yönelik temyiz istemlerine gelince; Dava, banka hesaplarında bulunan ve davacıya ait olduğu ileri sürülen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı bankaya dava açılabilmesi koşullarının henüz doğmadığı, banka hakkındaki davanın zamansız açıldığı gerekçesiyle banka hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davada, bankaya yatırılan paranın TMSF ve bankadan tahsilinin istenilmiş olmasına göre, TMSF aleyhine idari yargı yerinde açılacak dava sonucu verilen karar, banka aleyhine açılan bu davanın sonucuna da etkili olacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda mahkemece, davalı banka aleyhine açılan davada, idari yargı yerinde TMSF.'na karşı açılacak davanın sonuçlanmasının beklenmesi ve idari yargı tarafından verilecek kararın bu davaya etkisine göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, temyize cevap dilekçesinde davalılardan T. İmar Bankası iflas idaresi vekili, müvekkilinin karar tarihinden sonra 08.06.2005 tarihinde iflasına karar verildiğini savunmuş olup, İ.İ.K.nun 194 üncü maddesine göre, iflasın açılması, iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili bilumum hukuk davalarını acele olanlar istisna olmak üzere ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonraya kadar durduracağı, bu hükmün, temyiz aşamasında gerçekleşen iflas halinde uygulanacağı da gözetilerek, bu davalı aleyhine açılan davanın 2. alacaklılar toplantısının 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına karar verilmesi ve alacağın masa tarafından kabul edilmemesi halinde davaya kayıt kabul davası olarak devam olunması gerekirken anılan husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalılardan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile davalı banka yönünden verilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy