(6762 S. K. m. 1294, 1295) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.06.2005 tarih ve 2002/757-2005/305 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.03.2007 gününde davalı avukatı Ali Eşki gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin yangın rizikolarını da kapsayacak şekilde sigorta güvencesi verdiği müvekkiline ait işyerinde 20.02.2002 tarihinde çıkan yangın sonucunda 537.541.772.856 TL'lik hasar oluştuğunu, davalı şirketin hasarı tazmin etmediğini ileri sürerek, bu tutarın riziko tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, poliçe prim peşinatı ödenmediğinden teminatın başlamadığını, rizikonun çıkış sebebi hakkında ciddi şüpheler bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, sigorta poliçesi tazmini ile birlikte primlerin dava dışı Süleyman Örs'ün kredi kartından tahsiline ilişkin olarak düzenlenen kredi kartı ile prim ödeme formunda kart güvenlik kodunun yanlış girildiği, bu nedenle prim peşinatının rizikodan önce otomatik olarak davacı hesabına aktarılamadığı, bu işlemde sorumluğun davacıya ait olduğu, sigorta şirketinin prim peşinatını tahsil edememiş olması nedeniyle sorumluluğunun başlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesi ile sigorta güvencesi verilen işyerinde oluşan yangın hasarının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, sigorta poliçesinin primlerinin rizikodan önce ödenmemiş olması ve sigortacının sorumluluğunun başlamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Yanlar arasındaki sigorta poliçesi 28.12.2001 başlangıç tarihli olup 1 yıl sürelidir. Poliçe ön yüzünde primin 423.384.000.TL'lik kısmının poliçe tanzim tarihinde peşin, bakiyesinin ise 6 taksitte ödenmesi benimsenmiş, ancak, davalıya verilen kredi kartı ile prim ödeme formu ile sigorta primlerinin dava dışı Süleyman Örs'e ait kredi kartı hesabından 12.01.2002 de başlayan ve 7 taksit halinde tahsili öngören bir ödeme planına bağlanmıştır. Davalı sigorta şirketi, bu formu kabul edip prim taksitlerini formda belirtilen vadelerde tahsil etme hakkını kazanmıştır. Ne var ki, davalı sigorta şirketi ilk prim tahsilat tarihi olan 12.01.2002'den sonra banka otorizasyon sistemine girerek primleri tahsil etmeye çalışmış ise de 25.01.2002 ila 13.05.2002 tarihleri arasında 13 defa aynı şekilde primleri tahsil etmeye çalışmış, ancak, banka sistemi CVV hatası vermiştir. Mahkemece, CVV hatasının neyi ifade ettiği bankaya sorulmuş ve bu hatanın, kredi kartının eski yüzündeki sağdan son üç rakamın hatalı girilmesini gösterdiğini belirtmiştir. Bilirkişi raporunda da, yerinde (bankada) keşif yapılmak suretiyle davalı şirkete verilen prim tahsil formundaki kart numarasının fiilen girilerek hatanın gözlenmesi ve kimden kaynaklandığının saptanabileceği belirtilmiş olmasına rağmen, primlerin ödenip ödenmediğini izleme yükümlülüğünün davacı sigortalıya ait olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
TTK. nun 1295/1 maddesi gereğince sigortacının sorumluluğunun başlaması için primin veya peşinatının ödenmiş olması gerekir. TTK. nun 1294/2 fıkrası gereğince primin para olarak ödenmesi, prim için kambiyo senedi verilmesi durumunda senet bedelinin tahsil edildiği tarihte primin ödenmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Dairemizin TTK. nun 1294 ve 1295 maddelerini yorumlayan İçtihatlarında kambiyo senedinin rizikodan önce verilmiş olması sigortacının sorumluluğunun başlaması yönünden yeterli görülmemiştir.
Bu tespit çerçevesinde somut olaya bakıldığında, davalı sigorta şirketi, sigorta primlerini prim tahsil formunda öngörülen vadede ve formda numarası belirtilen kredi kartından tahsil etmeyi kabul etmiş bulunmaktadır. Nitekim davalı sigorta şirketi, 13 sefer prim tahsil amacıyla anılan kredi kartı hesabına otorizasyon yoluyla girmeye çalışmış, ancak, sistem güvenlik kodu hatası vermiştir. İşte, bu noktadan primin tahsil edilememesinin sorumluluğunun kime ait olduğunun tespiti gerekmektedir. Eğer, prim tahsil formunda verilen kredi kartı güvenlik kodu olan numara forma yanlış yazılmış ise sigortalı bu yanlışlığın sonuçlarına katlanmak zorundadır. Güvenlik kodu doğru olmakla birlikte otorizasyon sistemine girerken davalı yanca yanlış girildi ise bu takdirde doğru numarayı yanlış giren ve de başından itibaren aynı şekilde sisteme yanlış giriş yapan sigorta şirketinin, kredi kartı hesabı ödenecek prim tutarını karşılayacak bakiyede olduğundan sorumluluğu sigortalıya yüklemesi doğru olmayacaktır. Kaldı ki, davacı yanca verilen formdaki güvenlik kodu yanlış yazılmış olsa bile, bu durumu 25.01.2002 tarihinde öğrenen sigortacının, sigortalıyı durumdan haberdar etmemesi de kendi kusurunu oluşturacaktır.
O halde, mahkemece gerektiğinde banka sisteminde bilirkişilere inceleme yetkisi verilerek prim tahsil formundaki numarasının mı yanlış olduğu, yoksa davalının mı hatalı numara girdiği tespit edilip, eğer numaranın forma yanlış yazıldığı belirlenirse durumu 25.01.2002 tarihinde öğrenen davalının da kusurlu olduğunun kabulü, formda numaranın doğru yazıldığı, fakat davalı yanca sisteme girilirken hata yapıldığının saptanması durumunda ise MK. 2. maddesi çerçevesinde sigortalısını durumdan haberdar etmeyen davalının zarardan sorumluluğunun kabulü yoluna gidilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle ve eksik inceleme sonucunda hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı taraf vekille temsil edilmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy