(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.07.2005 tarih ve 2004/439 - 2005/261 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi R.Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra, işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin, haksız olarak kooperatiften ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava hak düşürücü süreden sonra açılmış ise de ihraç kararından sonra davacının yaptığı ödemelerin kooperatifçe kabul edildiği, bunun ihraçtan vazgeçildiği izlenimi verdiği gerekçeleriyle, davanın kabulüne ve ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle, ihraç kararının iptaline karar verilmiş ise de; davacı parasal edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle 01.06.2004 tarihli yönetim kurulu kararıyla ihraç edilmiş, bu karar davacıya 10.06.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/3-4. maddesi gereğince, davacı ihraç kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren üç ay içinde genel kurula itiraz veya dava açma haklarını kullanmadığından ihraç kararı kesinleşmiştir.
Öte yandan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/son maddesinde, 06.10.1988 tarihli ve 3476 Sayılı Kanunla yapılan değişikliğe ve dosyada mevcut ana sözleşmenin 14/son maddesi hükmüne göre, ihraç kararının kesinleşmesine kadar, ortağın hak ve yükümlülükleri devam eder. İhraç kararına karşı süresinde dava açılsa dahi, dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar, ortak aidat yatırmaya devam etmek zorundadır. Dolayısıyla, ihraç kararından sonra devam eden aylara ilişkin yapılacak ödemelerin davalı kooperatifçe kabulü, ihraç kararından dönüldüğü ve davacının üyelik sıfatının devam ettiğinin kooperatifçe benimsediği anlamına yorumlanamaz.
Bu durumda, mahkemece, artık kesinleşmiş ihraç kararının usulüne uygun olarak alınıp alınmadığı tartışılamayacağı gibi, ihraç kararının zımnen geri alındığı gerekçesi ile kararın iptaline karar verilmesi de mümkün değildir.
O halde, mahkemece, davanın hak düşürücü süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmek gerekirken, aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar ederek, esasa girmesi ve yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy