(6762 S. K. m. 83) (1086 S. K. m. 74) (818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.03.2005 tarih ve 2000/1012 - 2005/216 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının akdedilen acentelik sözleşmesi uyarınca müvekkili adına topladığı primleri zamanında ödemediğini, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, borcunu ödemediğini, uyuşmazlık halinde müvekkili kayıt ve defterlerinin geçerli olacağının kararlaştırıldığını ileri sürerek, 24.500.000.000.-TL.nin reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunarak davacının faaliyetinin Hazine tarafından durdurulduğunu, aktif dava ehliyetinin olmadığını, hasarları ödeyememesi nedeniyle müvekkilini zor duruma soktuğunu, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, bir borcunun bulunmadığını, sigortalıların prim borçlarının müvekkili borcu gibi gösterildiğini, sigortalılara hasar ödemesi dahi yaptığını, mutabakata yanaşmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshedildiği, uyuşmazlık halinde davacının defter ve kayıtlarının esas alınacağının kararlaştırıldığı, 1998 yılı yevmiye ve 2000 yılı envanter defterinin kapanış tasdiklerinin yasal sürede yaptırılmamış olması nedeniyle TTK.nun 83 üncü maddesi uyarınca davacı taraf yetkililerine tamamlayıcı yemin yaptırıldığı, dava tarihinden sonra da 28.02.2001 tarihine kadar ödemeler ve poliçe iptallerinin gerçekleştiği, faizli bakiyenin tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 13.412.25 YTL.nin 28.02.2001 tarihinden itibaren %70 ve değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında sigorta acenteliği sözleşmesinin bulunduğu ve bu sözleşmenin feshedildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, davalının ürettiği poliçeler dolayısıyla davacıya borcunun olup olmadığı ve varsa miktarı noktalarında toplanmaktadır. Davacı taraf, davalının dava tarihi itibariyle 24.500.000.000.-TL borcunun bulunduğunu ileri sürerek bu meblağın reeskont faiziyle tahsilini istemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava açıldıktan sonra da davalının ödemelerinin ve poliçe iptallerinin devam ettiği açıklanıp, %70 oranında işlemiş faiz alacağı da belirlenerek 28.02.2001 tarihi itibariyle toplam alacak tespit edilmiş, yapılan ödeme ve iptaller mahsup edilerek anılan tarih itibariyle talep edilebilecek alacak açıklanmış, mahkemece de bu meblağın tahsiline karar verilmiştir. Ancak, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle, dava açıldıktan sonra ödemeler olduğu gerekçesiyle davanın 28.02.2001 tarihinde açılmış gibi değerlendirilerek hüküm kurulması doğru değildir. Her ne kadar dava açıldıktan sonra davalı ödemeleri söz konusuysa da bu durum, kararın infazında dikkate alınabilecek bir husustur. O halde, dava açıldığı tarih itibariyle davacı alacağının tespit edilerek iptal edilen poliçelerle ilgili miktarın bundan düşülmesi sonraki davalı ödemelerinin kararın infazı aşamasında dikkate alınması yönünde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Ayrıca, davacı vekili, davasına konu alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4489 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasa'nın 1/1 inci maddesi uyarınca reeskont faiz oranın yasal faizi ifade etmiş olmasına ve hesaplamanın yapıldığı dönem itibariyle bu oranın %60 bulunmasına rağmen HUMK.nun 74 üncü maddesine aykırı şekilde %70 avans faizi üzerinden hesaplama yapılıp ve yine alacağın bu ve değişen oranlar üzerinden tahsiline karar verilmesi de kabul şekli bakımından yanlış olmuştur.
4- Öte yandan, 28.02.2001 tarih itibariyle davacının işlemiş faiz alacakları tespit edilip, asıl alacağı ile toplanıp, davalının ödemeleri mahsup edilerek bakiye alacak tespit edilmiş ve bu alacağın %70 ve değişen oranda faiziyle tahsiline hükmedilmiş ise de toplam alacak içinde işlemiş faiz alacağının da bulunduğu ve BK.nun 104 üncü maddesine aykırı şekilde faize faiz uygulanması sonucu doğuracak şekilde karar verilmesi de yine kabul şekil bakımından doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy