(2004 S. K. m. 67, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.06.2005 tarih ve 2004/614-2005/436 sayılı kararın Yargıtay incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ve davalılardan Raif ve Alaattin vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.03.2007 gününde davacı avukatı Affan Algan gelip, davalılar avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı Karay Grup Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. ile imzalanan acentelik sözleşmesine davalılar Alaaddin ve Arzu'nun müteselsil kefil, diğer davalının ise ipotek vereni olduğunu, acentelik sözleşmesinin 31.12.2002 tarihinde haklı nedenlerle feshedildiğini, acentenin 19.02.2003 tarihi itibarıyla muaccel hale gelmiş 15.222.840.228.-TL borcunun ihtarname ile istenmesine rağmen ödenmediğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla girişilen icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı Arzu davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, ipotek verenin müvekkili Raif olduğunu, diğer müvekkili Alaaddin'e husumet düşmeyeceğini, sözleşmenin feshi için hiçbir haklı neden gösterilmediğini, bu nedenle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağını, acentenin tahsil edemediği primlerin istenemeyeceğini, kaldı ki, tahsil yetkisi kaldırılan acentenin fiilen prim tahsilinin de mümkün olmadığını, tahsil edilen primlerden acente komisyonunun ödenmesi gerektiğini, sözleşmede kefalet limiti belirtilmediğinden Alaaddin'in kefaletinin geçersiz olduğunu, talep edilen faiz ve ferilerinin yasal olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalılar Alaaddin ve Arzu'nun ipotekle bir ilgisinin olmadığı, bu nedenle bu davalılar hakkında davanın husumetten reddi gerektiği, davalı Raif'in ipotek borçlusu sıfatıyla sorumluluğunun takip tarihi itibarıyla 14.304.618.878.-TL ve icra dosyasına ödeme yapıldığı tarih itibarıyla da ipotek belgesinde belirtilen orana göre işlemiş faizi ile birlikte 15.624.070.963.-TL olduğu, 14.07.2003 tarihinde ödenen 14.451.726.685.-TL düşüldüğünde bakiye 1.172.294.278.-TL borç kaldığı gerekçesiyle ipotek azami limiti 25.000.000.000.-TL olduğu dikkate alınarak itirazın kısmen iptali ile 1.172.294.278.-TL üzerinden ve bu miktarın takip tarihinden itibaren %68,75 oranında faiz yürütülmek üzere takibin devamına, %40 inkar tazminatı tutarı 468.917.711.-TLnin davalı Raif'ten tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılar Raif ve Alaaddin vekili temyiz etmişlerdir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar Alaaddin ve Raif vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, hakkındaki dava kendisine husumet düşmeyeceği gerekçesiyle reddedilen davalı Alaaddin yararına ücreti vekalet verilmemesi doğru olmadığı gibi, kabul şekli bakımından da reddedilen kısım açısından davalı Raif yararına nispi ücreti vekalet yerine maktu ücreti vekalete hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar Raif ve Alaaddin yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, takip konusu borcun bilirkişi raporunda belirlenen kısmının icra takibinden önce ödendiği kabul edilmiş ise de, davalıların gerek icra takibinden önce, gerekse takip ve dava sırasında herhangi bir ödeme savunması bulunmadığı gibi, dosyaya ödeme belgesi de sunulmamıştır. Bilirkişi raporunda davacının defter kayıtlarında ödemeye ilişkin kayıt bulunduğu görüşünden hareketle dava kısmen kabul edilmiştir. Ancak rapora dayanak 28.12.2004 tarihli 01.01.2002-31.12.2004 tarihlerini kapsayan ekstrede 14.07.2003 tarihinde BA1003 referans nolu 1527 açıklamalı tutarın tahsilat olmadığı, kanuni takibe alınan tutarı ifade eden defterler arası virman işlemi niteliğinde bir işlem olduğuna ilişkin davacı yanın temyiz itirazı gerek davalıların ödeme savunmasının bulunmaması, gerekse davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazımız yoktur yönündeki beyanının imzasız ve aslında açıkça ödemenin varlığını kabul yönünde beyanı içermemesi nedeniyle yerinde bir temyiz nedenidir. O halde, mahkemece davacı vekilinin ödeme yapılmadığına ilişkin iddiasının yeniden değerlendirilmesi ve gerektiğinde sigorta muhasebeciliği konusunda uzman bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı betten açıklanan nedenlerle davalılar Alaaddin ve Raif vekilinin diğer temyiz itirazlarının Reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar Alaaddin ve Raif yararına, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalılar Alaaddin Özkan ve Raif Acar'dan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 22.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy