(818 S. K. m. 90, 91)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kırklareli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.10.2003 tarih ve 2001/5-2003/540 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.03.2007 gününde davacı asiller Ali Selçuk Kınalı ve Selim Kınalı gelip, davalı avukatı Harun Saygılı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı asiller ile davalı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı kooperatifin ortakları olup, haklarında verilen usulsüz ihraç kararlarının mahkemenin kesinleşen kararı ile iptal edildiğini, bu dönem içerisinde aidat ödeme taleplerinin kooperatif tarafından kabul edilmediğini, konutta ödemeli ödemelerinin de iade edildiğini, ihraç kararının iptalinden sonra kooperatif yönetim kurulu tarafından gönderilen ihtarnameler 5210 ve 5211 numaralı ihtarnameler ile 3.429.600.000'ar TL. %10 gecikme faizi istendiğini, aksi takdirde haklarında ihraç kararı verileceğinin ihtar edildiğini, bu nedenle istenen gecikme faizini ödemek durumunda kaldıklarını ileri sürerek, faiz borcu adı altında ödenmek durumunda kalınan her biri için 3.429.600.000'ar TL.nın 21.06.2000 tarihinden itibaren aylık %10 faizi ile birlikte, ayrıca fazla ödenen 40.000.000'er TL.nın 13.12.2000 tarihinden aylık %10 faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davacıların 31.07.1998 ile 31.12.1999 tarihleri arasında aidat ödemediğini ve temerrüde düştüğünü, davacılardan tahsil olunan aylık %10 oranındaki gecikme faizinin genel kurul kararlarına dayanılarak uygulandığını, fazla tahsilat olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, her bir davacının ödediği faizin ve yatırdıkları fazla paranın iadesi gerektiği sonucuna varılarak, her bir davacı için 3.401.000.600'ar TL.nın 21.06.2000 tarihinden itibaren, ayrıca iki davacının yatırdığı 80.000.000 TL.nın 13.12.2000 tarihinden itibaren %10 faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı kooperatif tarafından davacılardan tahsil edilen fazla kredi bedeli ve ihtirazi kayıtla ödenen faizin istirdadı istemine ilişkindir.
Davacılar bir kısım ödemeleri posta yoluyla konutta teslimli olarak göndermiş, fakat bu ödemeler alıcısı kooperatif tarafından kabul edilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların posta aracılığıyla gönderdiği ancak kooperatif tarafından kabul edilmeyen ödemeleri kooperatife zamanında yapılmış ödeme gibi kabul edilerek davacıların alacak ve borcu hesaplanmıştır. Oysa ki, alacaklının temerrüdü koşulları Borçlar Kanunu'nun 90. maddesinde, temerrüdün hükümleri ise 91 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda davacıların genel kurul kararlarına uygun olarak davalı kooperatife gönderdiği ödemelerin davalı kooperatif tarafından haklı bir neden olmaksızın reddi halinde davacı borçluların bu ödemeleri hakim kararı ile belirlenecek bir tevdi yerine yatırması suretiyle borcundan kurtulması mümkün olup, bu hususu yerine getirmediği sürece borcu ifa yükümlülüğü aynen devam eder.
Somut olayda, davacılar hakkında verilen ve mahkeme kararı ile iptal edilen ihraç kararından sonra davacılar tarafından (hangi tarihte gönderildiği okunamayan) iki ayrı konutta ödemeli posta gönderileri ile davalı kooperatife bir kısım aidatlar gönderilmiş, ancak bu gönderiler davalı kooperatif tarafından kabul edilmemiştir. Davacılar, BK.nun 91. maddesi hükmü gereği, tevdi mahalli tayin talebinde de bulunmamışlardır. Buna göre davacı borçluların kooperatif tarafından kabul edilmeyen aidat ödemeleri ile bunun dışında varsa başka aidat borçlarının, kooperatife ödendiği tarihe kadar olan temerrüt faizlerinden sorumlu tutulması gerekirken, bu ödemelerin zamanında ifa edildiği kabul edilerek yazılı şekilde davacılar tarafından ödenen temerrüt faizinin kısmen istirdadına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacılar, kooperatif tarafından kullanılan ve kendilerinden tahsil edilen 40.000.000'ar TL kredi borcunun da, fazladan istendiğini iddia etmişlerdir. Bilirkişi raporunda, davalı kooperatif tarafından önceki tarihli yazı ile istenen kredi borcunun, sonraki tarihli yazı ile artırıldığı belirtilmiş, davalı kooperatif vekili, ikinci yazı ile istenen bedelin, bankaya ödenen bedel kadar olduğunu, fazla tahsilat olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davalı kooperatif tarafından, bankaya ödenen ve buna göre davacıların hisselerine isabet eden kredi borcunun ne miktarda olduğunun gerekirse ilgili bankadan sorulduktan sonra, davacılardan fazla tahsilat olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, bu yöndeki davalı vekili itirazının dikkate alınmaması da doğru değildir.
3- Kabule göre ise; Davacıların ortağı olduğu davalı kooperatifin genel kurullarında, ortakların geç ödemeleri halinde yürütülecek temerrüt faizi konusunda karar alınmış olup, ortaklara iade edilecek bedellere yürütülecek temerrüt faiz oranı hakkında bir karar alınmamıştır. Şayet, davacıların istirdadını isteyebileceği bir bedel olduğu takdirde, davacılar yararına 3095 sayılı Yasa'nın 1/1. maddesi gereğince yasal temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, aylık %10 temerrüt faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy