(6762 S. K. m. 1292) (2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 73) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.09.2005 tarih ve 2002/566-2005/374 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalıya sigortalı iken hasara uğradığını, hasar bedelinin ödenmesi hususunda anlaşmalarına rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alkollü araç kullanımı nedeniyle meydana gelen kaza dolayısıyla oluşan hasarın teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5.5. maddesi gereğince alkollü araç kullanımı nedeniyle oluşan hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı şirkete kasko poliçesiyle sigortalı aracın hasarlanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu tazminat alacağının dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde davacı sigortalı olup, sigorta poliçesinde ve sigortalı araca ait tescil belgesinde aracın Koç Finans A.Ş.'ne rehinli olduğu belirtilmiştir. Bu durumda anılan şirket araç üzerinde rehin hakkı sahibi bulunduğundan sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona aittir. Bu itibarla, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatını almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur.
Buna göre mahkemece, asıl dava ve talep hakkına sahip şirketten açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usuli işlem tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken; davacının aktif taraf sıfatına (husumete) ilişkin olan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gereken bu eksiklik giderilmeden yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy