(818 S. K. m. 84, 91) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.06.2005 tarih ve 2004/2256 - 2005/1240 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, TTK. nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava TTK. nun 1301. maddesi hükmüne dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davalılardan sigortacının dava sırasındaki asıl alacağa ilişkin ödemesi, davacının hesabına değil, bankaya müracaatında ödenmek üzere havale şeklinde yapılmıştır. Davacı tarafından da, sadece asıl alacağın ödendiği, faiz borcunun ödenmediği gerekçesiyle, bu ödeme iade edilmiştir. Davanın açılması ile dava tarihinde temerrüde düşen davalı sigortacının faiz borcunu ödememesi karşısında, sadece asıl alacağa ilişkin olan kısmi ödemeyi, davacının kabul zorunluluğu bulunmamakta olup, davalı sigortacı tarafından tevdi mahalli tayini yoluna da gidilmemiştir. Ayrıca, dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünün de kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, davalı sigorta şirketi yönünden de dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte alacağın tahsiline ve davacı yararına yargılama harç ve giderlerine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalının ödemesinin usulüne uygun olduğu benimsenerek, davalı sigortacı yönünden sadece asıl alacağın tahsiline ve yargılama harç ve giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
3- Kabul şekli bakımından da, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verildiği halde, davacı yararına yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 ve 3 no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy