(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 159, 163)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.07.2004 tarih ve 2003/163-2005/446 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin, davalı kooperatifin ortağı iken ortaklıktan istifa ettiklerini, ancak kendilerine iade edilmesi gereken aidat alacaklarının ödenmediğini, bu nedenle yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu iddia ederek, itirazın iptali ile %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların alacaklarının muaccel olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı kooperatifçe defter ve kayıtların ibraz edilmediği, bu durumda istifaların kabulü 2000 yılında gerçekleştiğinden, bu yıla ilişkin genel kurulun da 1.1.2001'de toplanacağı ve buna göre 1.2.2001'de alacağın muaccel olacağının kabulü ile, davacıların 4.217.066.400 TL asıl alacak ve 2.911.508.860 TL işlemiş faiz toplamı 7.128.575.265 TL alacağının olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan meblağ üzerinden takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif üyeliğinden istifa eden davacıların, ödediği aidatların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı vekiline kesin süre verildiği ve bu süre içinde kooperatif defter ve kayıtlarının ibraz edilmediği gerekçesiyle, talebe göre kabul kararı verilmiştir.
Tarafların birine HUMK. nun 163. maddesi uyarınca mahkemece, kesin süre verilirken yerine getirilmesi istenilen hususa uyulmaması halinde, ne gibi bir işlem yapılacağının bilinmesi bakımından kesin sürenin sonuçlarının da ara kararın açıkça belirtilmesi ve sonuçların ilgili tarafa bildirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece, 17.6.2005 tarihli oturumda, davalı kooperatife ait defter ve kayıtların ibrazı için davalı vekiline 10 günlük kesin süre verilmesine ilişkin ara karar verilmiş ve bu karar davalı vekiline 24.6.2005 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, verilen ara kararın ve davalıya çıkarılan tebligatta kesin sürenin sonuçları hatırlatılmamıştır. Vekile, sonuçların hatırlatılmasının gerekmediğine ilişkin bir yasal düzenleme de mevcut değildir.
Bu durumda, mahkemece, HUMK. nun 163. maddesine aykırı olarak davalı tarafa verilen kesin sürenin sonuçları hatırlatılmadan, ara kararının gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy