(6762 S. K. m. 781)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.01.2005 tarih ve 2003/525-2005/60 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından Yurtiçi taşıyıcı mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen emtianın taşımasını gerçekleştiren araca, dava dışı aracın çarpması neticesinde oluşan zararın davalı sigortalıya sehven ödendiğini, zira olayda sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmaması nedeniyle malda oluşan hasardan taşıyıcının ve dolayısıyla müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürerek, 4.038.402.550. TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçe gereğince taşınan malda meydana gelen zararı davacı sigorta şirketinin ödediğini, kusurlu olan 3. kişilere dava açması gerekirken sebepsiz zenginleşmeye dayalı bu davanın açıldığını, poliçe içeriğinin nakliyat sigorta poliçesini de kapsadığını, davanın bir yıllık süre içinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kazanın oluşumunda dava dışı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacının sigortalısı olan davalı taşıyıcının sorumluluğu bulunmadığı, davalıya zuhulen yaptığı ödemeyi geri isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıyıcı mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketi, davalı tarafından taşıması gerçekleştirilen emtianın yurtiçi taşıyıcı mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenlemiş olup, meydana gelen kaza neticesinde taşınan yükte oluşan zarar miktarını davalı sigortalıya 31.10.2002 tarihinde ödemiştir.
Taraflar arasındaki sigorta poliçesi, Yurtiçi Taşıyıcı Mali Sorumluluk Sigorta sözleşmesi şeklinde düzenlenmiş olup, sigortanın konusu, sigortalının kendi sorumluluğu altındaki kamyonlarla yurt içinde belirli yerler arasında yapacağı sevkiyatlar sırasında taşımadan doğan rizikoların gerçekleşmesi sonucu sigortalı ambar veya taşıyıcıya düşecek yasal mali sorumluluğun teminat altına alınmasıdır. Bir başka deyişle sigortacı, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı mali ve hukuki sorumluluğunu üzerine almakta ve sigortalısının üçüncü kişilere verdiği zararları bu kapsamda sigorta ile temin etmektedir.
Dava konusu olayda, davalı sigorta ettirene ait kamyonun dava dışı araç ile yaptığı trafik kazası neticesinde sigortalının aracında taşınan yük zarara uğramış olup, zarar miktarı davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödenmiştir.
Davacı sigortacı bu dava ile kazanın oluşumunda davalı sigortalının bir kusurunun olmaması nedeniyle taşıdığı yükte meydana gelen hasar konusunda taşıtana karşı bir sorumluluğu bulunmadığından bahisle davalı sigortalısına yapmış olduğu ödemenin istirdadını istemektedir.
TTK. nun 781/2-1 maddesine göre, taşıyıcı, zararın kendi kusurundan doğmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat ettiğinde mesuliyetten kurtulur. Bu durumda somut olayda ortaya konulması gereken husus meydana gelen trafik kazasında sigortalı taşıyıcının kusurunun bulunup bulunmadığı, bir başka deyişle taşıyan konumundaki davalının dava dışı taşıtana karşı sorumluluğu olup olmadığı, bu sorumluluk kapsamında taşıtana bir ödeme yapıp yapmadığıdır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi ile olayda davalı taşıyanın sürücüsünün kusurunun bulunmadığı belirlenmiş ise de, kazanın diğer tarafı olan araç maliki ve sürücüsünün olmadığı bir davada yapılan kusur belirlemesinin zarara uğrayan taşıtana karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi, davalı taşıyanın kazada oluşan zarar miktarını taşıtana ödemiş olduğu da ortaya konulmamıştır.
O halde mahkemece, davalının TTK. nun 781. maddesine dayalı olarak sorumluluğu bulunup bulunmadığının yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında usulüne uygun olarak belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy