(Uluslar Arası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Konvansiyonu) m. 19) (1086 S. K. m. 281) (Gümrük Yönetmeliği m. 128)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.07.2005 tarih ve 2004/383-2005/519 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait 5 adet emtianın davalı tarafından Los Angeles'ten Türkiye'ye taşındığını, yükün 4 paletinin 16.10.2003 tarihinde 1 paletinin ise 24.10.2003 tarihinde getirildiğini, malın bölünmesinden ve geç tesliminden dolayı zararın oluştuğunu, eksik gelen palet yüzünden depoda bekleyen emtianın yüksek depo ücreti ödenerek çekildiğini ileri sürerek, 2.300.000.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, gönderimin iki farklı tarihte gelmesinden dolayı uğranılan bir zarar bulunmadığını, yükün davacı tarafından keyfi olarak çekilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu taşımanın iki parça halinde gecikme ile yapıldığı, taşıma konusu emtianın geç gelmesi ve bir bütün olarak gümrükten çekilmesi zorunluluğu nedeniyle depoda uzun süre beklediği, bu beklemeden doğan zarardan Varşova Konvansiyonu 19. maddeye göre davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Taraflar arasında aktedilen taşıma sözleşmesi uyarınca davacıya ait beş palet yükün bir bütün olarak Los Angeles'dan Türkiye'ye taşınması gerekirken, yükün dört paletinin 16.10.2003 tarihinde, bir paletinin de 24.10.2003 tarihinde getirilmesi sonucunda ödenen yüksek depo ücretinin bir kısmı davalı taşıyıcıdan bu dava ile istenmektedir.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, yükün bölünerek getirilmesi sonucu ilk gelen yükün depoda beklemesi nedeniyle fazladan depolama ücreti ödenmiş olduğu belirlenmiş, davalı tarafça anılan rapora karşı Gümrük Yönetmeliğinin 128. maddesine dayalı olarak yapılan itiraz değerlendirilmemiştir.
Yükün bölünerek getirildiği ve ikinci parti yükün getirilmesinden sonra gümrükten birlikte çekilmiş olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı vekili, ilk gelen yük için asıl beyannameye uygun özet beyanname düzenlemiş olduklarını, bu beyanname ile dava dışı alıcının gelen kısmi yükü gümrükten çekebilmesinin mümkün olduğunu savunmuştur. Alıcının yükün tümünü birlikte almak istemesi onun için bir hak teşkil eder ise de, bu hakkın kullanımının davalının durumunu ağırlaştırmaması da gerekmektedir. Bu durumda alıcının gelecek son partiyi beklemesinde bir yararı olup olmadığı, yükü iki parti halinde çekmesi durumunda yapacağı masrafın depoda beklemeden kaynaklanan ücretten daha az olup olmayacağı hususlarının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde mahkemece, davalı vekilinin bilirkişi raporuna yaptığı itirazların değerlendirilerek, dava dışı alıcının bölünerek getirilen yükü ayrı ayrı çekebilmesinin imkan dahilinde olup olmadığı, iki parti halinde çekilmesi durumunda işin özelliği gereğince yapılabilecek resmi ve özel masrafların depoda bekleme nedeniyle tahakkuk edecek ücrete göre kıyaslanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bunun yanında, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada denetime elverişli değildir. Öncelikle davacının talebine konu miktarı ne şekilde hesapladığının açıklattırılarak, yapılacak hesaplamada yükün ilk partisinin gelmesinden itibaren işlemlerin gerçekleştirilmesi için mutad bir sürenin de eklenmesi suretiyle depoda bekleme ücretinin tayin edilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde denetime uygun olmayan hesaplamaya göre karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy