(556 S. KHK. m. 12, 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.09.2005 tarih ve 2005/281-2005/394 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.03.2007 gününde davacılar avukatı Erman Peçin ile davalılar avukatı Tülin Kavasoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalıların 14.10.2003 tarihinde davacı şirkete keşide ettikleri ihtarname ile Kebapçı İskender ibaresiyle birlikte 1867 ibaresi ve dede logosunun yer aldığı markalarına dayanarak 1867 ibaresinin hiçbir şekilde kullanılmaması ve bu konuda kendilerine taahhütname verilmesini istediklerini, oysa, Kebapçı İskender/İskender Kebap esas unsurlu ve türevli ticaret ve hizmet markalarının başlangıçta İskender Efendi tarafından tanıtma işareti olarak işletme adında kullanıldığını ve aynı zamanda pideli döner kebap emtiası ve lokanta/Kebapçılık hizmetlerinde marka olarak sembolleştiğini, tescilsiz marka olarak Alameti Farika Nizamnamesi, 551 sayılı Markalar Kanunu kapsamında korunduğunu, 26.12.1996 tarihinde de 8 adet ticaret ve hizmet markası olarak aralarında davacılar ve davalı Yavuz'un da bulunduğu İskender Efendi'nin torunları adına tescil ettirildiğini, bu markaların tanınmışlığının mahkemece de tespit edildiğini, İskender Efendi'nin firmasının 1867 den beri faaliyetlerinin Bursa'da fürularınca sürdürüldüğünü, davalı Yavuz'un bu durumu birçok resmi, gayrı resmi ortamda iddia, kabul ettiği halde bu kez büyükbaba İskender Efendi'nin önce gravürünün, sonra resminin ve işletmenin kuruluş tarihi olan 1867 ibaresinin müşterek markalara ilave edilerek uydu ticaret ve hizmet markalarını tescil ettirdiğini, eylemin FSHK ve MK. nun düzenlediği kişilik haklarına aykırı olduğunu ileri sürerek, davacıların müşterek markaları ile ilgili oldukları mal ve hizmet sınıflarından müşterek mülkiyet esasları dahilinde diğer müşterek hak sahipleri gibi kullanma konusunda hak sahibi olduklarının belirlenerek haksız rekabette bulunmadıklarının tespitine, davacıların özellikle Kebapçı İskender/İskender Kebap esas unsurlu tanınmış kök markaları kullanmak yanında tarafların 1867 ibaresini kullanma konusunda varmış oldukları mutabakat karşısında 1867 ibaresinin murise izafeten tüm mirasçılar tarafından ticari işletmelerinde ve reklamlarında kullanmalarının haksız rekabet oluşturmayacağının tespiti ve davalıların yaratmış olduğu muarazanın giderilmesine, davalı Yavuz adına tescilli markların 3.şahıslara devrinin önlenmesi amacıyla marka siciline ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, 556 sayılı KHK.nun 74/2 maddesi gereğince marka hakkına tecavüz olmadığının tespiti davası açılabilmesi için öncelikle davacıların ihtarname keşide etmiş olmaları gerektiğini, bu şarta uymadan açılan davanın dinlenemeyeceğini, 1867 ibaresinin tamamen sembolik olduğunu ve İskender markasının çıkışı ile ilgisinin bulunmadığını ve müvekkilinin markasında ayırıcı unsur olarak kullanıldığını ve müşterek markalar karşısında ayırt edici nitelik kazandığını, keza dede şekil logosundan müvekkilince oluşturulduğunu, müşterek muris İskender Efendi'nin küçültülmüş fotoğrafı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı yanın 556. sayılı KHK.nun 74/2 maddesinde öngörülen ihtarname şerhinin yerine getirilmediğinden açılan davanın dinlenemeyeceği savunmasının, davalının davacıya keşide ettiği 14.10.2003 tarihli ihtarnameye karşı eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla yerinde görülmediği, tarafların büyükdedeleri Mehmet oğlu İskender tarafından kurulan ve babaları tarafından devam ettirilen işletmenin devamı oldukları, aynı ticari geleneği sürdürdükleri konusunda tereddüt olmadığı, daha önce tarafların davacı sıfatıyla 3.şahıslara karşı açtıkları davalar bulunduğu ve söz konusu davalarda 1867 ibaresinin İskender Efendi'ye ait işletmenin kuruluş tarihini gösterdiğini belirttikleri, süreç içinde kuşakların ayrı işletmelerle aynı faaliyetini devam ettirdiği, bu halde 556 sayılı KHK.nun 12. maddesinde öngörülen dürüst kullanma ilkesine uymak kaydıyla tarafların bu tarihi ticari faaliyetlerinin başlangıç tarihi olarak gösterme hakları bulunduğu, bu itibarla davacıların 1867 ibaresini ticari işletmelerinde ve reklamda kullanmalarının, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 500.00 YTL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.90 YTL.temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 27.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy