(2004 S. K. m. 148, 149)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 13. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.07.2005 tarih ve 2004/106-2005/411 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Döndü Deniz B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin acentası olduğunu, acentelik sözleşmesi nedeniyle sattığı poliçelerden tahsil ettiği primleri süresinde müvekkiline intikal ettirmediğinden sözleşmesinin feshedildiğini, alacağın tahsili amacıyla yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Mehmet K. vekili, takip konusu ipoteğin teminat ipoteği olduğunu, ipotek bedeli için faiz istenemeyeceğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacı tarafından oluşturulan borcun kaynağının büyük bir bölümünün iptali gereken poliçelerin vaktinde iptal edilmemesinden kaynaklandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile takibin ipotek limiti sınırını aşmamak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, asıl alacağa 13.3.2004 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesine dayalı cari hesap alacağının tahsili amacıyla İİK. nun 148 inci ve 149/b maddeleri uyarınca yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İpotek akit tablosu içeriğine göre, takibe konu ipotek, üst sınır (azami meblağ) ipoteği olarak tesis edilmiş olup, bu tür ipotek ileride vücut bulacak veya vücut bulması muhtemel olan bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği için, bu belirsizliğin ileride getireceği sorunları önlemek amacıyla, taşınmazın bu belirsiz borca azami ne miktar için teminat teşkil edeceği, ipotek akit tablosunda geçecek bir limitle belirlenir. Bu nedenle ileride vücut bulacak ana borç ile buna eklenecek faiz, icra takip giderleri ile yanlarca kararlaştırılan diğer fer'ileri yani ipotekle teminat altına alınan toplam borç miktarının bu tür ipotekte tarafların ipotek tesis edilirken rızaları ile tespit edilen bu limiti aşması mümkün değildir. Buna göre, somut olaya dönüldüğünde ipotek akit tablosundaki açıklamalardan ve belirlenen miktardan dolayı davaya konu ipoteğin bir üst sınır ipoteği (maksimal ipotek) olarak tesis edildiği açıkça anlaşılmakta olup, ipotek karşılığı alacak miktarının toplam 35.000.000.000.-TL olduğu, bu tutarın dışında takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra masraflarının tahsili talebinin kanuna uygun olmayıp, ipotek borçlusunun sorumluluğunun ipotek limiti ile sınırlı olduğu gözetilmeden, ipotek limitini aşacak şekilde takibin devamına ve takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy