(1086 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.05.2003 tarih ve 2003/29-2003/99 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalıların dava dışı limited şirketin ortağı olduklarını, davalıların şirkete ayni sermaye olarak 7 milyar lira karşılığında müşterek maliki oldukları bir taşınmazı devretmeyi taahhüt ettiklerini, ancak tapu dairesine gidildiğinde kalabalık olduğu için devrin gerçekleşemediğini, daha sonra da davalıların bunu geçiştirdiklerini, ancak müvekkilinin 7 milyar lirayı vermeye hazır olduğunu ileri sürerek, davaya konu parselin şirket adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Durmuş Kırıcı vekili, davalının şirketi temsil yetkisinin ve talebin dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer iki davalı vekili, devrin yasal şartları taşımadığını ve davalının şirketi temsil yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve toplanan delillere göre, davacının şirketi temsil yetkisinin sona erdiği, davacılar vekilinin vekaletnamesinin dava ile ilgisi olmayan başka bir şirkete ait olduğu ve bu şekilde açılan davanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, şirket ortakları arasında, ortaklar kurulu kararına dayalı olarak, davacı ortağın kendisi ve şirketi adına temsilen, davalı ortaklara karşı, bu kişilerin şirkete satmayı taahhüt ettikleri taşınmazın satışının sağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacı Abdülkerim Bıçak'ın, şirket ortağı olarak, diğer ortaklara karşı, kendisi adına dava açmasının mümkün olmadığı belirtilerek, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Ortaklar kurulu kararına dayanan bu taahhüdün yerine getirilmesi için, ortaklardan birinin kendisi adına diğer ortaklara karşı dava açması mümkün olmayıp, bu hususta ancak şirket adına istemde bulunulabilecektir. Bu nedenle, davacı asilin kendisi adına asaleten açtığı davanın reddine karar verilmesi doğru olduğundan, hükmün davacı asil Abdülkerim Bıçak yönünden onanması gerekmiştir.
2- Hükmü davacılar vekili adına temyiz eden Av. Ertuğrul Yeşildal ve Av. Kerim Kara'nın davacı şirket yönünden temyiz itirazlarına gelince, mahkemece, davacılar vekilinin davacı şirket adına vekaletnamesi bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de, bu vekilin davacı şirket adına vekaletnamesi bulunmadığı için, davacı asile HUMK. nun 61. maddesi uyarınca re'sen davetiye gönderilmeden, bu suretle durum kendisine bildirilmeden, yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamıştır. Zira, bu bildirim üzerine davacı şirketin yetkili temsilcisinin davayı bizzat kendisinin takip etmesi yada bir başka vekil tayin ederek davasını avukat aracılığı ile takip ettirebilmesi mümkündür.
O halde, yukarıda açıklanan hususlar yerine getirilmeksizin, yazılı gerekçelerle, davacı şirket bakımından açılan davanın da reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bu nedenle kararın davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda, 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, hükmün davacılardan Abdülkerim Bıçak bakımından ONANMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy