(4721 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.10.2005 tarih ve 2004/796 - 2005/444 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalıya kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada oluşan hasarın davalı tarafından karşılanmadığını ileri sürerek, hasar miktarı 2.490.000.000 TL. nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sürücünün kazadan 12 saat sonra yetkili mercilere başvurduğunu, alkol raporunu zamanında almadığını, eşinin hamile olması nedeniyle olay yerinden uzaklaştığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, kazadan 12 saat sonra alınan alkol raporunun sonuç vermeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Medeni Kanunun 6. Maddesine göre taraflardan her biri iddiasını ispatla yükümlü olup, somut olayda davacı da, sigortalı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarını ispatla yükümlüdür.
Mahkemece davadan önce davacı tarafından yaptırılan hasar tespiti ile ekspertiz raporu yeterli görülmek suretiyle hasar belirlemesi yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı, cevap dilekçesinde gerçek zararın belirlenmesini istemiştir. O halde, mahkemece davanın gerçek zararının iddia ve savunmalar değerlendirilerek bilirkişi vasıtası ile incelenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy