(5846 S. K. m. 14, 19, 66, 68, 70)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nce verilen 21.06.2005 tarih ve 2004/493-2005/165 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Ressam Burhan Uygur'un özgün ve sıra dışı sanat anlayışı, başarılı yapıtları ile Çağdaş Türk Resim Sanatı'na damgasını vuran sanatçılar arasında yer aldığını, eserlerinin ulusal ve uluslararası ödüllere değer görüldüğünü, yapıtlarının müzelere konulduğunu, davalı yetkilisinin 20.05.-15.06.2004 tarihleri arasında muris Burhan Uygur'un resim sergisinin açılacağı yönünde ilan verdiğini, müvekkillerinin faaliyetin önlenmesi için ihtarname çektiklerini, anılan serginin gerçekleştirildiğini, bu durumun tespit ettirildiğini, özel koleksiyonlardan temin edilen 32 adet resmin sergilendiğini, ayrıca galeri duvarlarında murisin resimlerinin poster haline getirilerek teşhir edildiğini, galeri sahibi ile özel dostluğu varmış gibi bir kanı oluşturduğunu, eser sahibine tanınan ve manevi haklar içerisinde yer alan umuma arz yetkisinin ihlal edildiğini, bu yetkinin mirasçılara geçtiğini, davalı yetkilisinin, müvekkilleri ile dava dışı galeri sahibi ve ressam Doğan Paksoy ile aralarındaki sözleşmesel ilişkiyi bildiğini, gerek bu kişi gerekse müvekkillere zarar vermek amacıyla hareket ettiğini ileri sürerek, FSEK.nun 14, 19, 66 ve 70 nci maddeleri uyarınca 50.000.000.000. TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde açıklandığı gibi Ressam Burhan Uygur'un ünlü bir ressam olduğunu, müvekkilinin özel koleksiyon sahibi kişilerle irtibata geçerek orijinal eserlerini sergilemeye karar verdiğini, davacıları da davet ettiğini, önce kabul ettiklerini, sonra ihtarname çektiklerini, eserlerin tamamının daha önce umuma arz edildiğini, alenileştiğini, maliklerinin davacılar olmadığını, kaldı ki daha önce de teşhirlerinin gerçekleştiğini, ressama ve eserlere katkı sağladığını, birçok yayında habere konu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların murisine ait 30 adet eserin koleksiyoner olan maliklerinin izniyle 20.05.2004 tarihinde açılan sergide davalı tarafından sergilendiği, eserlerin orijinal olduğu, eser sahibinin eser üzerinde mali ve manevi haklarının bulunduğu, kural olarak manevi hakların mirasçılara intikal etmediği, FSEK.nun 19 uncu maddesi uyarınca manevi haklar içinde yer alan eseri umuma arz yetkisinin mirasçılara intikal ettiği, bu yetkinin eserin ülkenin tamamında veya bir yöresinde dar veya geniş şekilde üçüncü kişiler nezdinde aleniyete kavuşturulmasını ifade ettiği, umuma arz gerçekleştikten sonra geri alınamayacağı, eserin satımının da umuma arz olduğu, bu kişinin de eseri sergileyebileceği veya umuma arz edebileceği, dava konusu eserlerin de daha önce satılarak umuma arz edildikleri, resim eserlerinin de artık ülkemizde yatırım aracı olarak kullanıldığı, eser sahibine umuma arz yetkisine dayanarak, eserin satışında da izin verme yetkisi tanınmasının eserin bedelini ödeyerek satın alan şahısların mülkiyet hakkıyla bağdaşmayacağı, ancak arz ve yayınlama tarzının, şeref ve itibarı zedelemesi halinde eser sahibinin bunu engelleme yetkisinin bulunduğu, davacıların başka galeriler ile yaptığı sözleşmenin ve sergilerin mevcudiyetinin bu tür nitelikte davranış olmadığı, davacıların izniyle açılan sergilerin önceki tarihli olduğu, uyuşmazlığa konu serginin ise 7 ay sonra açıldığı, orijinal eserler olması dolayısıyla iltibas bulunmadığı, sonra açılacak sergilere ne gibi bir zararının olacağının anlaşılamadığı, bir sanat dergisinde manevi tazminat kazanıldığı yazısının dava açıldıktan sonra yazılması nedeniyle itibar edilmediği, ressamın fotoğrafları yayınlanmış ise de 10 yıl önce öldüğü, davacıların FSEK.nun 68 inci maddesine dayalı bir hak talep edemeyecekleri, esasen galerilerde sanatçıların tanıtılması uygulamasının bulunduğu, sanatseverlerin eser sahibi hakkında bilgi sahibi olmaları haklarının olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.90. YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy