(5846 S. K. m. 27, 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.10.2005 tarih ve 2004/1176-2005/520 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.05.2007 gününde davacı avukatı... ve ihbar olunan vekili... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonar, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için tetkik hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili yapımcının eser sahibi bulunduğu 1982 yılı yapımı Kırık Bir Aşk Hikayesi filminin davalıya ait TV kanalında izinsiz yayınlandığını ileri sürerek, muhtemel tecavüzlerin önlenmesini, şimdilik (150) milyar TL. Mali hak tazminat bedelinin faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davacının eserden doğan tüm haklarını dava dışı AKS A.Ş.'ye devrettiğini, müvekkilinin yetki verdiği (ihbar edilen) şirketle devralan arasındaki sözleşmeye dayanılarak sinema eserinin yayınlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mübrez belgelere göre, davalının yayın faaliyetinin yasal mali hak sahibinden alınan izin ve ödenen telif ücreti karşılığında gerçekleştirildiğini, eserin işletme belgesi alındığı, 21.01.1987 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5846 sayılı FSEK.'in 27/son maddesine göre (20) yıl dolmadığından esere ilişkin hakların henüz sahibine dönmediği, davacının dava dışı AKS A.Ş. ile yaptığı süresiz ve koşulsuz sözleşmenin feshedildiğinden geçerli olmadığı yolundaki beyana itibar edilemeyeceği, davacının ıslah yolu ile dava sebebini dayandırdığı FSEK.'in 41. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı; çünkü yasada 5101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik eser sahiplerine verilen yeni hakkın geçici 6/2. maddesi uyarınca önceden yapılmış sözleşmelerden doğan hakları ortadan kaldırmayacağı, davacının 5101 sayılı Kanun'dan önce 1999 yılında yayma ve iletim haklarını davalının lisans aldığı dava dışı AKS A.Ş.'ye devrettiği ve bu devrin hala bağlayıcı olduğu, bu nedenle davacının FSEK.'in 41. maddesinden yararlanamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacı tarafın yapımcısı olduğu sinema eserinin yapım yılında gösterime girerek alenileştiği, sinema festivallerine katıldığı iddiası üzerinde durulup, Kültür Bakanlığı ve Meslek Birliğinden sorularak filmin alenileştiği tarihin saptanması ve sonucuna göre filmin tabi olduğu 20 yıllık koruma süresinin davalı tarafından ihlalde bulunulduğu öne sürülen 15.12.2004 tarihinde dolup dolmadığının ve buna bağlı olarak alenileşme tarihi dikkate alındığında filme ait mali hakların davacıya dönmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, eylemli ve gerçek alenileşme tarihi araştırılmadan 1986 yılında yürürlüğe giren Sinema Video ve Müzik Eserleri Kanunu ile ilk kez yasal düzenlemeye bağlanan eser işletme belgesinin verildiği 21.01.1987'nin alenileşme tarihi olarak kabulü doğru görülmemiş, kararın bu yön bakımından davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 10.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy