(818 S. K. m. 55, 100) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.05.2004 tarih ve 2002/58-2004/315 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin faiz geliri elde etmek amacıyla davalı Bankanın Ankara-Abidinpaşa Şubesine 32 günlük kırık faize 04.05.2001 tarihinde 10.684.024.978-TL.nı yatırdığını, vadesinin dolduğu 05.06.2001 tarihinde parasının çekmek için gittiğinde şubenin teftişte olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, müteaddit başvuruları sonucunda bir şube personelinin hesaplarda yolsuzluk yaptığını öğrendiğini, hesap cüzdanının varlığına karşın ihtarnameden de bir sonuç alınamadığını ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yargılama aşamasında reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı Banka kayıtlarında dava konusu miktarın davacı tarafından yatırıldığı konusunda herhangi bir belge ya da kayıt bulunmadığı, davacının ibraz ettiği hesap cüzdanının tek imzalı olması nedeni ile geçerli olmadığı, hesap cüzdanı niteliği taşımadığı, geçersiz olan hesap cüzdanı dışında belge ibraz edilemediği, davacının iddia ettiği 10.684.024.978-TL.lik kayıtta davalı Bankanın dava dışı eski memuru M. Ç.'a ait 525199 hesap numarasının mevcut olduğu, oysa bankacılık uygulamalarına göre hesap sahibinin hesap numarasının yazılmış olması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mevduat sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemenin kabulünün aksine davacının davasına dayanak yaptığı vadeli hesap cüzdanında herhangi bir imza bulunmayıp, yalnızca mühür bulunmakta ve davacıya ait hesaplar da davalı Banka kayıtlarında yer almamakta ise de, Banka Şubesinde büyük çaplı yolsuzluk yaptığı idari soruşturma ile saptanan davalı eski çalışanı M. Ç.'ın davacı üzerinde güven yaratıp yaratmadığı araştırılmamış olup, böyle bir güvenin yarattığının tespiti halinde davalı Bankanın adam çalıştıran sıfatı ile BK.nun 55. maddesi hükmü gereğince sorumlu olacağı kuşkusuzdur.
Kaldı ki, davalı Bankanın teftiş kurulunca hazırlanan idari soruşturma raporunda, davacı ile davalı Bankanın eski çalışanı olan M. Ç.'ın el ve işbirliği içinde olduğuna ilişkin bir tespitin yer almadığı gibi, dava konusu meblağa ilişkin olarak şubede usulsüzlük yapan anılan şahsın parayı müşteriden alarak onu yanıltmak amacıyla vadeli hesap cüzdanını davacıya vermiş olabileceği ihtimalinden söz edilmiş, gerek hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda gerekse mahkemece uyuşmazlık bu yönü ile değerlendirilip tartışılmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, davacının dayandığı BK.nun 55 ve 100 üncü madde hükmü koşulları bakımından uyuşmazlığın irdelenmesi, davalının hukuki durumunun bu yönden değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy