(1086 S. K. m. 7, 423)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.05.2005 tarih ve 2003/483 - 2004/468 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların donatanı ve acentesi olduğu geminin çeşitli seferlerden doğan fener ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, toplam 2.198.751.499.-TL'nin tahsiline ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, görevsizlik kararı verilerek, istek halinde dosyanın İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dışı M. vekili karar tarihinden sonra, dava konusu geminin ihale sonucu müvekkilince satın aldığını, mahkemece gemi üzerinde başkalarına devir ve temlikinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu tedbir kararı nedeni ile geminin seferine izin verilmediğini iddia ederek, tedbir kararının yatıracakları teminat üzerine kaydırılmasını, tedbir kararının kaldırılmasını istemiş, mahkemece, 10.000.000.000.-TL nakdi teminat veya bu miktarda banka teminat mektubu ibraz edildiğinde gemi sicil kaydına konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve tedbirin para üzerine kaydırılmasına karar verilmiş, bu karar süresi içinde, dava dışı M. vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz istemi yerel mahkemece reddedilmiş, bu kez red kararı aynı vekil tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1- Dava açmakta olduğu gibi, kanun yoluna başvurmada da, hukuki yarar bulunmalıdır. Yani, kanun yoluna başvuran tarafın, aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın kaldırılması veya değiştirilmesinde, korunmaya değer bir (hukuki) yararının bulunması gerekir. Somut olayda, dava dışı M'nin karar tarihinden sonra gemiyi ihale sonucu satın aldığı iddia edildiğine, aleyhine de hüküm tesis edilmediğine göre, temyizde hukuki yararının bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, dava dışı M. vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 427'nci madde hükmü uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, fener ücretinin tahsili ve gemi üzerinde kanuni rehin hakkı tanınası istemine ilişkindir.
Görevsizlik kararı, İstanbul ilinde Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulduğu gerekçesiyle verilmiş olup, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/son maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, yeni mahkemeler kurulması nedeniyle görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği düzenlenmiş bulunmasına göre, mahkemece, anılan hükme aykırı şekilde davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren yazılı hükümler çerçevesinde görevsizlik kararı verilmiş olmasına göre, yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin davacının yargılama giderlerinden sorumluluğuna karar verilmesi de keza doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, dava dışı M. vekilinin temyiz isteminin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy