(1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.10.2004 tarih ve 2003/710-2004/713 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.04.2006 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araca, davalıların sahibi ve sürücüsü oldukları aracın çarpması sonucu oluşan hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 21.030.000.000 TLnin 03.08.2000 ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, kusur oranı ve hasar miktarına itiraz ederek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 29.05.2003 günlü kararında yazılı gerekçeyle davalı şirket yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararma uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu olayda davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 15.837.302.214 TLnin 03.08.2000 tarihinden itibaren %70 ve değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı hakkındaki 17.06.2002 tarih ve 2000/710-357 sayılı karar kesinleştiğinden, davalı hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 02.06.2004 tarihli raporunun açıklama bölümününki kusur oranlarına ilişkin açıklamanın olayın oluşuna uygun bulunmasına, raporun 2. sayfasındaki davalının %25 ve %35 oranındaki kusur oranlarına dair ifadelerin maddi hata olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta oluşan hasar bedelinin rucüen tazminini istemiştir. Davacı sigorta şirketince dava konusu yapılan hasar miktarının mahkemece araştırılması gerekmektedir. Zira sigortacı böyle bir davada ödediği tazminatı değil, ödemesi gereken tazminatı, kusuru oranında zarar sorumlusundan isteyebilir. Kusur oranının ve tazminat miktarının tespiti, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, HUMK'nun 275. maddesi uyarınca bu konuda denetime elverişli bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır. Hükme esas alınan 02.06.2004 tarihli raporda, yalnızca ekspertiz raporuna ve faturalara atıf yapılmakla yetinilmiş olup, karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, hasar miktarına yönelik davalı tarafın itirazları da gözetilerek, denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerekirken, hasar miktarı yönünden yetersiz rapora dayanılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy