(818 S. K. m. 110)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.12.2004 tarih ve 2003/757 - 2004/849 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.05.2006 gününde davacı avukatı Kerem Muradi ile davalı avukatı Veli Küçük gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Libya'da bir ihaleye katılmak üzere başvurması üzerine davalı bankaca muhabir National Commercial Bank aracılığı ile 58.000 Euro bedelli geçici teminat mektubu tanzim edilerek ilgili kuruma tevdi edildiğini, teminat mektubunun geçerlilik süresinin 28.02.2003 tarihi olduğunu ve davalı bankanın muhabir bankaya kontrgaranti süresinin posta süresi hesaba katılarak 28.03.2003 tarihinde sona ermesine rağmen, muhabir bankanın davalıya vaki talebi üzerine sürenin 31.07.2003 tarihine kadar temdit edildiğini, ancak, davalının 02.10.2003 tarihli yazısı ile sürenin 31.11.2003 tarihine kadar yeniden temdidinin istendiği, aksi halde mektup tutarının tamamının ödeneceğinin bildirildiğini, müvekkilinin teminat mektubunun süresinin uzatılmasına muvafakatinin olmadığını, BK. nun 110/2 nci maddesine göre vade sonuna kadar tazmin başvurusunda bulunulmadığı takdirde taahhüdün hükümsüz sayılacağını, ancak teminat mektubunun tazmini konusunda 31.07.2003 tarihine kadar ihale makamınca talepte bulunulmadığını ileri sürerek, teminat mektubunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın Libya mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, BK. nun 110/2 nci maddesinde taahhüdün vade sonunda hükümsüz hale geleceğinin sözleşmeye dercedilmiş olması gerektiğini, oysa teminat mektubunda böyle bir şartın bulunmadığını, vade tarihi içinde riskin doğması durumunda bankanın 10 yıllık zamanaşımı süresi boyunca sorumluluğunun devam edeceğini, bu durumda zamanaşımı süresi içinde lehdarın her zaman tazmin talebinde bulunabileceğini, davacının ihale şartlarının gereklerini yerine getirmediğini, buna rağmen teminat mektubunu hükümsüz hale getirmeye çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, dava konusu teminat mektubunun geçici teminat mektubu ve süreli olduğu, süre içinde riskin gerçekleşmediği ve tazmin talebinde bulunulmadığı, Genel Kredi Sözleşmesi'nin 47.II nci maddesi gereğince de vadenin bitmesi ile teminat mektubunun hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, teminat mektubunun iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı teminat mektubu lehtarının, dava dışı Libya'da mukim bankadan aldığı ve muhatap Libya firmasına verdiği teminat mektubunun hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davalı banka ise, dava dışı Libya bankasının düzenlediği teminat mektubuna Libya bankası lehine kontrgaranti vermiştir. Davacı ile davalı banka arasında doğrudan bir teminat mektubu ilişkisi olmayıp, davacı lehine Libya bankasının düzenlediği teminat mektubu bedelinin Libya bankasınca muhatabın talebi üzerine ödenmesi riski temin edilmiştir. Dolayısıyla davalı bankanın garanti altına aldığı risk dava dışı Libya bankasının tazmin riski ile ilgili olup, davacının Libya bankasınca düzenlenen teminat mektubunun hükümsüzlüğünü davalı bankadan istemesi mümkün değildir. Zira davalı banka ile davacının ilişkisi dolaylı bir ilişkidir. Libya bankasının muhataba verdiği teminat mektubu bu bankaca tazmin edildiği takdirde davalı banka, Libya bankasına karşı kontrgarantiden kaynaklanan borcunu bu bankaya ödemek zorundadır.
Mahkemenin davalı banka hakkındaki davayı kabul gerekçesi kontrgaranti ile verilen teminatı ortadan kaldırmayacağından davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile sanki davalı banka teminat mektubunu düzenlemiş gibi teminat mektubunun hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy