(818 S. K. m. 104) (1086 S. K. m. 388, 417)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gerze Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.12.2004 tarih ve 2003/66-2004/365 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife olan aidat borcu ve şerefiye fark borcu ve diğer borçlarını ödemediğini, faiziyle birlikte toplam 2.150.000.000 liranın tahsili için başlattıkları takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bilirkişi raporunun faiz kısmını kabul etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 22.11.2004 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 2.150.000.000 liranın tahsili için takip başlattığı, davalının 400.000.000 lira için borcu kabul ettiği, bakiye bölüm olan 1.750.000.00 lira için yapılan kısma itirazın iptali gerektiği, ancak davacının harca esas değeri 2.150.000.000 lira olarak göstermiş ise de, itiraza konu kısmın 1.750.000.000 lira olduğu, 400.000.000 lira için itiraz vaki olmadığı, bu nedenle davanın kısmen değil tamamen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı kooperatif alacağının tahsili amacıyla girişilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Takip talebinde, 2.150.000.000 liranın temerrüt faiziyle tahsili istenilmiş olup, bu meblağın asıl borca ve işlemiş faize ilişkin olan miktarlarının ne olduğu anlaşılamamaktadır. Mahkemece, davalının itiraz etmediği 400.000.000 lira dışında kalan 1.750.000.000 lira bakımından takibin devamına karar verilmiştir. Bu hükümden, 1.750.000.000 liranın içinde asıl borç miktarı olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. Borçlar Kanununun 104/son madde ve fıkrası uyarınca, gecikme faizine faiz yürütülmesi mümkün değildir. Mahkemece, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen meblağın ya tamamı ya da bir kısmı işlemiş temerrüt faizine ilişkin olup, takip talebinde yer alan işlemiş faiz miktarına tekrar faiz yürütülmesi isteği de bu suretle kabul edilmiş, açıklanan madde hükmü her halükarda ihlal edilmiş olmaktadır. Bu itibarla, mahkemece, bu açıklamalar üzerinde durularak, gerekçeleri de ortaya konulmak suretiyle, hükme açıklık getirilmesi, bundan sonra, BK.nun 104/son madde ve fıkrasına uygun hüküm tesisi gerekirken, gerek bu madde hükmüne aykırı olan gerekse HUMK. nun 388 inci madde hükmü ihlal edilerek denetime elverişli olmayan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, HUMK. nun 417 nci maddesine göre, yargılama masrafları kural olarak, davada haksız çıkan tarafa yükletilir. Davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini, haklı çıkma oranına göre taraflar arasında paylaştırır. Somut olayda, davacı vekili, 2.150.000.000 lira üzerinden harç yatırarak bu davayı açmış ve davalının bu miktarın tamamına itiraz yaptığını ileri sürmüştür. Davacının gerçek iradesinin kısmi itirazın iptalini sağlamak olduğunu kabul eden mahkemenin bu gerekçesi ve vardığı bu sonuç iddia ile uygun düşmemekte olup, iddianın bu ileri sürülüş biçiminin sonuçlarına davacının katlanması gerekir.
Bu durumda, mahkemece, talebin bir kısmının reddedilmiş olduğu gözden kaçırılarak, harç dışında kalan yargılama masraflarının tamamının davalıya yüklenmesi ve davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy