(556 S. KHK. m. 7, 8, 24)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.11.2004 tarih ve 2004/688-2004/305 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 09.04.1996 tarihinden bu yana internet servis sağlayıcılığı da dahil olmak üzere bilgisayar programları vs. konularında faaliyet göstermekte olduğunu, bu hizmet kapsamında NETONE ibareli markasını 05.05.1998 tarihinde tescil ettirip hizmet markası olarak halen kullandığını, davalı Deutsch Telekom AG.nin T NETONE ibareli markayı tescil ettirmek için başvuruda bulunduğunu, söz konusu markanın 17.08.1999 tarihli Resmi Marka Bülteninde ilan edildiğini, istemin 556 sayılı KHK.nın 7/b ve 8/b maddelerine aykırı olduğunu, müvekkilinin anılan davalının marka başvurusuna itiraz ettiğini, itirazın en son kısmen YİDK.ca reddedildiğini, oysa T NETONE ibareli marka başvurusunun tümü ile reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, red kararının iptalini, T NETONE ibareli markanın tescilinin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Deutsch Telekom AG.nin vekili, müvekkilinin iletişim ve bilgisayar sektöründe dünyanın en önde gelen şirketlerinden bir olduğunu, müvekkilinin müracaatının davacıya ait 38 ve 42. sınıflar için tescilli markası dayanak gösterilerek anılan sınıflar için tescil isteminin kabul edilmediğini, davacının markasının bir ticaret markası olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin T NETONE ibaresinin 9, 16, 35, 38, 42. sınıflar yönünden tescilini istediği, Markalar Dairesi Başkanlığı'nca davacıya ait NETONE markası nedeni ile 556 KHK.nın 7/1-b maddesi gereğince 38, ve 42. sınıflardaki hizmetleri başvuru listesinden çıkarıldığı, davacının 556 sayılı KHK.nın 7/1-b ve 8/1-b maddelerine dayalı olarak itirazlarda bulunduğu, 7/1-i veya 8/4. maddeleri anlamında tanınmış marka olduğunun iddia edilmediği, bu nedenle davacının tescil aşamasında ileri sürdüğü itiraz ve def'ilerle bağlı bulunduğu, tanınmış marka iddiasını bu davada ileri süremeyeceği, her iki marka karşılaştırıldığında esaslı unsurun NETONE ibaresi olduğu, zira T... şeklinin tanınmış marka olmadığının hükmen saptandığı gibi Türkiye'de bilindiği veya ayırt edici hale geldiğinde savunulmadığı, her iki marka bire bir aynı olmasalar da birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, KHK.nın 8/4. maddesince davalıya ait işaretin farklı sınıflar yönünden kullanılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, YİDK kararlarının iptali istemine ilişkindir olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar Dairemizin önceki uygulaması aynı markanın hem ticaret hem de hizmet markası olarak ayrı kişiler adına tescil edilebileceği yolunda ise de, bu uygulamanın özellikle ticaret ve hizmet sınıfları kapsamındaki bazı mal ve hizmetlerin birbiri ile iç içe geçmiş olduğu durumlarda markaların karıştırılması olasılığı karşısında yeniden gözden geçirilmesi gerekmiştir.
556 Sayılı KHK'nin 24. maddesinde, markaların kullanılacağı mallar veya hizmetlerin, markaların tescili amaçları için malların veya hizmetlerin uluslararası sınıflandırmasına ilişkin esaslara göre sınıflandırılacağı, sınıflandırma ile ilgili ilkelerin yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir.
Anılan maddenin işaret ettiği uluslararası düzenleme olan Nice Anlaşması ile mal ve hizmetler, gösterdikleri ortak özellikler gözönünde tutularak ilk 34 sınıfta mallar", son 11 sınıfta da hizmetler olarak sınıflandırılmıştır.
Nice Anlaşmasının 2/1. maddesi uyarınca; bu anlaşma ile tanımlanan gereklere göre sınıflandırmanın etkisi özel Birlik ülkelerinin her biri tarafından belirlenecektir. Sınıflandırma, tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi veya hizmet markalarının tanınması konusunda bağlayıcı olmayacaktır.
Görüldüğü gibi anlaşmada, özel birlik ülkeleri sınıflandırmanın etkisini belirleme yetkisine sahiptir. Birlik ülkeleri isterlerse, esas sistem olarak isterlerse yardımcı sistem olarak kabul edebilirler.
Türkiye'deki duruma gelince, 556 sayılı KHK'nin 24. maddesi ve TPE tebliğleri gereğince sınıflandırma esas sistem olarak benimsenmiş ve 01.01.2002 tarih ve 2002/2 sayılı TPE tebliğinin 4. 5. 6. ve 7. maddelerinde 556. Sayılı KHK'nin 7/1-b ve 8/1-b. maddelerinde sözü edilen aynı veya benzer tür mal veya hizmetler terimlerinin her sınıf ve onun alt grupları açısından gözönünde tutulacağı belirtilmiştir.
Buna göre, birden ziyade kişiler adına tescilli yada tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE. Başkanlığı'nca yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum, markada belirlilik ilkesi ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında birlik ve istikrarın ön koşuludur.
Ancak, TPE tebliğine göre farklı sınıflarda yer almalarına rağmen halk nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür aynı husus öğretide de kabul edilmektedir. (Bkz. Yasaman H., Marka Hukuku, Cilt II, Sh. 779)
Çünkü, yukarıda belirtildiği üzere, Nice Anlaşmasının 2/1. maddesine göre sınıflandırma, tescil edilen her hangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi konusunda bağlayıcı değildir. Sınıflandırmanın esas sistem olarak kabulü halinde dahi tescilli markanın koruma sınırı somut uyuşmazlığın özelliğine göre belirlenecektir. Burada dikkate alınması gereken kriter halkın karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığıdır.
Somut uyuşmazlığa döndüğümüzde, davalı şirket hizmet+ticaret sınıfı için dava konusu 9 ve 16. sınıflarda da markanın tescilini istemiş olup, davacının markası ise 38 ve 42.sınıflarda hizmet sınıfı için tescillidir. Ancak, farklı mal ve hizmetler ile ilgili olmasına rağmen davalı şirketin tescilini istediği marka ile davacı adına tescilli markanın kullanılacağı mal ve hizmetler açısından benzerlik ve bu benzerliğin halk arasında karıştırılma olasılığı bulunduğu iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece, 556 sayılı KHK'nin ve atıf yapılan uluslararası anlaşmanın hükümleri gözetilerek benzerlik, iltibas ve halk nazarında karıştırılma olasılığı açısından somut olaya ilişkin durum ve veriler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, eksik incelemeye dayalı yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy