(5846 S. K. m. 68)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 3. Hukuk (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi'nce verilen 08.12.2004 tarih ve 2004/297-2004/2671 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının halen maliki bulunduğu kültür varlığı niteliğindeki yapının rölöve projesini önceki dava dışı malikin isteği üzerine hazırladığını, bu projenin eser niteliğinin bulunduğu, davalının bu projeyi restorasyon çalışmalarında müvekkilinden izinsiz kullandığını ileri sürerek, 4.500.000.000.-TL, rölöve proje bedelinin, 8.000.000.000.-TL. manevi tazminatın, ıslah dilekçesi ile de 8.277.088.950.-TL proje bedelinin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, binanın satın alınmasıyla birlikte projenin de bina ile birlikte müvekkiline geçtiğini, projenin fikri eser sayılamayacağını, müvekkilinin eser sözleşmesinin taraflarından olmadığını, istemlerin dahi fahiş olduğunu savunarak, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönlerinden reddi istenmiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, rölöve projesini düzenleyen davacının rızası alınmadan projesinden restitüsyon ve restorasyon çalışması yapılamayacağı, davacı mimar tarafından tanzim edilen proje bedelinin dava tarihi itibariyle 8.277.088.950.-TL olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile 8.277.088.950.-TL maddi, 4.000.000.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 12.277.088.950.-TL'nın dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davanın hukuki niteliği haksız eylem olduğundan ıslah dilekçesi ile artırılan miktara dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, rölöve projesinin izin alınmaksızın kullanıldığı iddiasına dayalı 5846 sayılı FSEK.nundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı vekilince, dava konusu projenin eser sahibi olan müvekkilinden izin alınmaksızın taşınmazın sonraki maliki davalı tarafından kullanılmak suretiyle müvekkilinin mali ve manevi haklarının ihlal edildiği iddia edilmiş, davalı vekillerince, gerek yanıt dilekçesinde gerekse tüm yargılama boyunca husumet itirazında bulunulmuş, mahkemece husumete yönelik bu savunma üzerinde durulmaksızın doğrudan işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, davalı tarafından eser sahibi olan davacının projesinin hangi şekilde izinsiz kullanıldığı hususunda, davacıya ait projenin izinsiz kullanılması suretiyle dava dışı mimarca hazırlandığı iddia edilen restorasyon projesi dahi getirtilip gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, davalının husumet savunmasının yeterli ve denetime elverişli bir şekilde tartışılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda hiç tartışma ortaya koymadan eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, FSEK.nun 68 inci maddesi uyarınca açılmış bulunan davanın hukuki niteliği haksız fiil olduğundan anılan maddede sözü edilen rayiç bedelin, ihlalin yapıldığı tarih esas alınarak tespiti gerekeceği tabii olduğu gibi, ilgili meslek birliğinin görüşü de rayiç bedelin belirlenmesinin yegane ölçütü olmayıp, sadece rayiç bedelin belirlenmesinde nazara alınması gereken bir kıstastan ibarettir. Bu itibarla, mahkemece anılan hususlar gözden kaçırılarak, sadece dava tarihindeki ilgili meslek birliği tarifesindeki fiyatlar nazara alınarak hesaplama yapılan bilirkişi kurulu raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, davacı mimar ayrıca, manevi tazminat isteminde de bulunmuş ve mahkemece bu istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacıya manevi tazminat isteminin yasal dayanakları dahi açıklattırılmadan manevi zararın gerekçeleri dahi karar yerinde tartışılıp, değerlendirilmeden yazılı miktarda manevi tazminata hükmolunması da keza doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle ise, temyiz itirazlarının kabulü ile kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy