(1163 S. K. m. 2) (743 S. K. m. 2, 919, 930)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erbaa Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.12.2004 tarih ve 2004/136-2004/654 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Necmi'nin dava dışı Erbaa Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'ndeki ortaklık payının 30.04.1997 tarihinde müvekkilince devraldığını, ancak kooperatif anasözleşmesinin 10 uncu maddesinde öngörülen koşulların devir tarihinde yerine getirilmemesi nedeniyle üyeliğe kabul ve tescil işleminin yapılamamış olmasına rağmen, devir tarihinden sonra kooperatife karşı üyelikten doğan tüm hak ve yükümlülüklerinin müvekkilince yerine getirildiği halde, 2002 yılında kooperatifte ferdileşmeye geçilmesi sonucu müvekkiline haricen satılan 4 A Blok 10 nolu dükkanın davalı Necmi Kanbolat adına tapuya tescil işleminin gerçekleştirildiğini, bu davalıdan alacaklı olan davalı BSH Profilo Elek. Ger. A.Ş.nin de başlattığı takip sonucu taşınmazın kaydına haciz şerhi koydurarak müvekkilinin tasarrufunun engellendiğini iddia ederek, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin 30.04.1997 tarihi itibariyle müvekkiline devredildiğinin tespiti ve davalı Necmi adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, Erbaa İcra Müdürlüğü'nün 2003/231 T. Dosyası ile konulan haczin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın niteliği gereği ferdileşme işlemini gerçekleştiren kooperatife yöneltilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkını kazanmayan davacının bu davayı açamayacağını, davanın haciz tatbikinden sonra açılması nedeniyle de davacının iyi niyetli sayılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Necmi Kanbolat davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, dosyaya sunulan kanıtlara, davalı Necmi'nin davayı kabulüne, dava dışı kooperatif ana sözleşmesinin 10 uncu maddesinde aranan koşulların 2001 yılı itibariyle davacı tarafından yerine getirilmiş olması ve böylece 30.04.1997 tarihi itibariyle kooperatif payının davacıya devrinin gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 2/2 nci maddesi ve dava dışı kooperatif anasözleşmesi, ortaklara taşınmaz mal, temlik edileceği hakkındaki taahhütlerin başka bir resmi şekil aranmaksızın geçerli olacağı hükmünü içermektedir.
Somut olayda davalı Necmi Kanbolat'ın dava dışı Erbaa Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi'ndeki hissesini, 30.04.1997 tarihinde davacıya devrettiği ve bu tarihten sonra kooperatif aidatlarının davacı tarafından ödendiği tartışmasızdır. Davacı, kura çekimi tarihi itibariyle kooperatif anasözleşmesinin 10 uncu maddesinde öngörülen şartları haiz olduğu halde kura çekimine payını devreden davalı Necmi dahil edilmiş ve tapu sicili de kura çekimi belgelerine istinaden bu davalı adına oluşturulmuştur.
Ancak olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan MK.nun 930 uncu maddesi uyarınca, ayni haklar tescil ile doğar. Mülkiyet hakkı tescil ile doğmakla birlikte, MK.nun tescil ile mülkiyet hakkının doğumunu sebebe bağlı bir hukuki işlem olarak kabul etmiştir. Bunun sonucu olarak mülkiyet hakkının tescille doğabilmesi için bu tescilin geçerli bir hukuki sebebe dayanmasını zorunlu saymıştır. Bir hukuki işlemin geçerli kabul edilebilmesi için iyiniyet kurallarına dayanması asıldır. Dava dışı kooperatifteki davacıya ait ortaklık payının 30.04.1997 tarihi itibariyle davacıya devredildiği bilindiği halde tapu sicilinin davalı Necmi adına oluşturulması işleminde, gerek dava dışı kooperatifin ve gerekse davalı Necmi'nin iyiniyetli olduklarının kabulü mümkün bulunmadığından, Tapu Sicil Müdürlüğü'ne gönderilen tescil belgelerinin (kura çekim belgeleri) geçerli bir hukuki sebebi oluşturmadığının ve tapu sicilinin davalı Necmi adına yolsuz bir şekilde oluşturulduğunun kabulü gerekir. Davalıların yolsuz şekilde sicilde oluşan bu şekil kaydına dayanarak MK.nun 919/2 nci maddesi uyarınca şahsi haklardan bulunan haciz şerhini sicilde oluşturmalarının, davacının durumunu ağırlaştıramayacak olmasına göre davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy