(818 S. K. m. 114, 484) (2004 S. K. m. 45) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Manisa Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.12.2004 tarih ve 2002/500-2004/470 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, esas ve birleşen davada, davacı ile davalı şirket arasında 07.12.2001 tarihinde yetkili acentelik sözleşmesi imzalandığını, şirket ortakları da olan diğer davalıların da bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile imzaladıklarını, davalı acentenin aktarmakla yükümlü olduğu primleri aktarmayarak kendi tasarrufunda tuttuğunu, esas dava tarihi itibariyle ödemesi gereken tutarın 67.918.189.948 TL olduğunu ve bu miktar için verilen çeklerin karşılıksız çıktığını, acentenin ayrıca ileri tarihli 181.148.473.172 TL'lik daha çeki bulunduğunu belirterek, esas davada 67.918.189.948 TL'nin dava tarihinden itibaren %70 nisbetindeki avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, birleşen davada ise, 184.488.578.682 TL'nın dava tarihinden itibaren %70 nisbetindeki avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve her iki davada fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, esas ve birleşen davaya cevabında, davacıya 50.000.000.000 TL'lik ipotek verildiğini ve bu sebeple öncelikle ipoteğe başvurulmak gerektiğini, ayrıca limit içermemesi nedeniyle kefaletin geçersiz olduğunu, ihtar veya ihbar yapılmadan hesabın kat edilemeyeceğini, yanlar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, müvekkili şirketin davacıdan 83.000.000.000 TL kar komisyonu alacağı bulunduğunu ve bu miktarın takas edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, davacının esas ve birleşen davadaki alacak taleplerinin yerinde olduğu, sözleşmeyi davalı kadir ve Sevgi Vardar'ın müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları davalı tarafın kar komisyonu savunmasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle esas davanın kabulüyle 67.918.189.948 TL'nin dava tarihinden itibaren %70 ve değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte, birleşen davada ise 184.488.578.682 TL'nin bu dava tarihinden itibaren %60 ve değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, asıl ve birleşen davada davalılardan Kadir ve Alperen Vardar'a müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla husumet yöneltilmiş olup, davalı tarafta sözleşmede kefillerin sorumlu olacağı miktarın gösterilmemesi nedeniyle kefaletin geçersiz olacağını savunmuştur. Bu durumda mahkemece BK.nun 484 üncü maddesi hükmü gözetilerek, sözleşmede kefalet limitinin gösterilip gösterilmediği, gösterilmiş ise kefillerin limit ve varsa kendi temerrütlerinin sonuçları ile sınırlı olacak şekilde sorumlu olacakları nazara alınarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın davalılardan Kadir ve Alperen Vardar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Öte yandan, İİK.nun 45 inci maddesi uyarınca maddede belirtilen haller dışında rehinli alacaklı öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak durumunda olup, davalı taraf temel ilişkiye dayalı olarak açılan esas davaya cevaplarında davalı şirket lehine 50.000.000.000 TL'lik ipotek verildiğini ve davacı alacaklının önce ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurması gerektiğini savunduğuna göre mahkemece davalı şirket bakımından bu savunma değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi de bozmayı gerektirmiştir.
4- Diğer taraftan davacı tarafça da kabul edildiği üzere davalı şirketçe gerek asıl davada ve gerekse de birleşen davada dava konusu edilen miktarlar bakımından davalı şirket tarafından davacıya çek verilmiş olup, dosya içeriğinden de verilen bu çeklere istinaden icra takibine girişildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar BK.nun 114 üncü maddesi uyarınca aksi kararlaştırılmadıkça bir borç için kambiyo senedi düzenlenmesi yenileme sayılmaz ise de, bu hususun mükerrer tahsilata neden olmaması gerekir. Mahkemece, davalı şirket bakımından davalı tarafın bu savunması üzerinde durulmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.
5- Ayrıca, yanlar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacı taraf diğer acenteleri gibi davalı şirkete de gönderdiği dosyada örneği bulunan 27.03.2001 tarihli yazı ile kar komisyonu vaadinde bulunmuştur. Şayet davalı şirket anılan yazıdaki koşulları yerine getirmiş ise davacı tarafın bu komisyonu ödemesi en azından MK. nun 2. maddesi gereğidir. Bu itibarla, mahkemece davalı şirketin bu komisyona hak kazanıp kazanmadığı üzerinde durularak neticesine göre bir karar vermek gerekirken, anılan husus nazara alınmadan bu husustaki talebin reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
6- Öte yandan, dava davalı şirket ile davalılardan Kadir ve Alperen Vardar aleyhine açılmış olup, Sevgi Vardar davada taraf olmadığı halde mahkeme gerekçesinde bu şahsın davalı olduğuna dair ibarelere yer verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2 no'lu bentte yazılı nedenlerle davalılardan Kadir ve Alperen yararına, 3 ve 4 no'lu bentlerde yazılı nedenlerle davalı şirket yararına, 5 ve 6 no'lu bentlerde yazılı nedenlerle ise tüm davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy