(556 S. KHK. m. 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.11.2004 tarih ve 2002/435-2004/668 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yurtiçi ve yurtdışında turistik organizasyonlar düzenleyerek tanınmış bir şirket olduğunu, 14.05.2001 tarihinde iflasa karar verildiğini, iflası takiben davalı şirketin müvekkilinin marka ve ünvanını kullanarak faaliyete başladığını, davalının kullanımının müvekkilinin markası ile iltibas yaratarak haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek, davalı şirketin ünvanındaki İREMTUR ibaresinin ve şirket logosunun çıkarılması ve bu kelimenin ve logonun marka olarak kullanılmasının men'i ile aynı logoyu kullanarak haksız kazanç temin ettiği nedenle şirketin faaliyetinin durdurulmasına, elde ettiği kazançların iflas masasına tevdiine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ünvanında İREMTUR ibaresinin bulunmadığını, kullandıkları logo ve ünvanların Turizm Bakanlığınca tescilli olduğunu, haksız rekabet oluşturacak bir durum bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının 1995 yılında marka tescil belgesi aldığı, davalının broşürlerinde İREMTUR şekil+logosu ile beraber clup iremtur logosunu kullandığı, bu kullanımın davacının unvan ve markası ile iltibas yarattığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin ticari faaliyetlerinde ve tanıtım vasıtalarında davacıya ait marka ve ticaret ünvanında yer alan İREMTUR sözcüğünü kullanmasının davacının markasına ve ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının bunları kullanmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının, davacı markası ile iltibas oluşturacak nitelikte bir kullanımının bulunduğunun belirlenmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, markaya tecavüzün tespiti ile buna ilişkin fiillerin önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının faaliyetinin durdurulması ve elde ettiği kazançların iflas masasına tevdii edilmesini de istemiş olup, bu istemleri mahkemece reddedilmiştir. Davalı, yargılamada avukat ile temsil edilmiş olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın reddedilen kısmı yönünden vekalet ücreti tesisi gerekirken yazılı olduğu şekilde bu konuda karar verilmemesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy