(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 13, 15, 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.12.2004 tarih ve 2004/13-2004/1024 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken 01.09.2000 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, bu konudaki dilekçesini aynı gün davalıya ulaştırdığını, ancak kooperatife yaptığı ödemelerin iade edilmediğini, yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazının iptaline ve %40 oranında icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yargılama aşamasında alacağın muaccel olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı kooperatifin davacı tarafından usulüne uygun temerrüde düşürülmediği, bu nedenle ancak takip tarihinden itibaren faiz talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile itirazın 8.049.399.500. TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, işlemiş faiz isteminin reddine ve itirazlı alacak üzerinden %40 oranında icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı tarafından kooperatife ödenen aidatların istirdadına ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 13 üncü maddesinde ortağın ana sözleşmeye uygun olarak yapacağı isteğe rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği açıkça düzenlenmiş olup, ortağın istifa bildirimi, yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur. Yukarıda anılan 13 üncü maddenin yazılış biçimi ortağın istifasının kooperatifçe kabulünü gerekli kıldığı izlenimi yaratmakla beraber noter aracılığı ile yapılan bildirime özel önem verilmek suretiyle, noter aracılığı ile yapılan bildirimin kabulünün gerekli bulunmadığı vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince, davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortaklığından 01.09.2000 tarihinde ayrıldığını, ancak kooperatifçe yapılan ödemelerin iade edilmediğini ileri sürmüş, kooperatif yönetim kurulunca istifanın kabulü ya da reddi yönünde bir karar alınmadığı halde davalı vekilince, istifanın kabul edilmediği yönünde bir savunmada bulunulmadığı gibi, bu husus temyiz itirazına dahi konu edilmemiştir. Bu durum karşısında, davacının istifasının 2000 yılı içerinde davalı tarafından da kabul edildiği sonucuna varılmış olup, gerek 1163 sayılı Yasa'nın 17 nci, gerekse yapı kooperatifleri tip ana sözleşmesinin 15 inci maddeleri hükümleri uyarınca, kooperatiften ayrılan ortağın hakları, ortaklıktan çıktığı veya çıkarıldığı yılın bilançosu çerçevesinde iade edilecektir. Hakların ödenmesi ise, bu bilançonun kesinleşmesinden, yani bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde mümkündür. Dava konusu olayda, 2000 yılı bilançosunun görüşüldüğü 11.02.2001 tarihli genel kurulundan bir ay sonra 11.03.2001 tarihinde davacının alacağı ödenebilir hale gelmiş olup, bu tarihten itibaren temerrüt faizi talep edilebilir. Bu itibarla, davacının icra takibinde işleyen faizi de talep ettiği anlaşılmakla, ayrıca temerrüt ihtarına gerek olmaksızın mahkemece 11.03.2001 tarihinden takip tarihine kadar hesaplanacak işlemiş faizden davalının sorumlu olduğu gözetilerek, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 499.50. YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy