(6762 S. K. m. 533, 539/4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İ. Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.5.2003 gün ve 2001/656-2003/389 sayılı kararı onayan Daire'nin 25.10.2004 gün ve 2004/1159-2004/10240 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkilinin davalı şirkette kurucu ortak olduğunu ve aynı zamanda şirkette işçi olarak çalıştığını, şirketteki paylarını diğer davalılara 10 milyar TL bedel ile devrettiğini ve devri bedeline karşılık bono aldığını, bonoyu 3.şahısa ciro etmesi üzerine davalı şirket aleyhine girişilen icra takibinde ödeme yapılmadığını ve mahkemede, şirket pay devrinin geçersizliği iddiasıyla menfi tespit davası açıldığını ileri sürerek müvekkiline ait payların tasfiye halinde devri bedelinin altında kalmaması ve devri tarihinden itibaren faizi ile birlikte ulaşacağı tutarın belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, işçi alacakları ile kar payı ve sair alacaklarından şimdilik 1 milyar TL'nin tahsiline, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mehmet, davanın reddini istemiş diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, hisse devrinin geçerli olmadığı, davacının şirket akdinin devam ettiği, paya dayalı alacağın tasfiye sırasında dikkate alınabileceği, gerekçesiyle hisse devrine dayalı alacak isteminin reddine, işçilik alacağı açısından mahkemenin görevsizliğine, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, Dairemizce şirketin fesih ve tasfiyesi kararı temyiz edinilmemekle kesinleştiği, kar payı ve sair paya dayalı alacakların tasfiye sırasında nazara alınacağı, tasfiye memuru atanmasının her zaman istenebileceği davalı Mehmet hakkındaki davanın husumetten reddedilmemiş olmasının doğru olmamakla beraber sonuç itibariyle doğru olduğuna işaretle karar onanmıştır.
Davacı vekili karar düzeltme istemiştir.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak davacının davalı Limitet Şirketin ortaklığından kaynaklanan kar paylarının tespiti ile fazlasını saklı tuttuğu miktarın tahsili talepleri de tasfiye aşamasında nazara alınacağı belirtilerek yerel mahkeme kararı onanmış ise de, TTK'nun 533. maddesi gereğince şirket anasözleşmesinde aksine hüküm bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borcunu yerine getirdikleri oranda yıllık bilançoya göre, elde edilmiş olan safi kardan pay alırlar.
Yasanın bu düzenlemesi gereğince, eğer ortaklar kurulu TTK'nun 539/ 4 madde gereğince karın dağıtılmasına karar verdiği taktirde ortağın oluşan bu kar payı alacağını tasfiyesi beklenmeksizin talep ve dava hakkı vardır. Zira, ortaklar kurulu kararı ile ortak lehine muaccel bir alacak doğmuş olmaktadır.
O halde mahkemece davacının kar payı alacağının, şirket defterleri, ortaklar kurulu karar defteri üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle bu taleplerin reddedilmesi doğru görülmemiş, bu yöne ilişen davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar karar düzeltme itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 25.10.2004 tarih ve 1159-10240 sayılı onanma ilamının kaldırılarak kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin temyiz ilam karar düzeltme harçlarının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy