(6762 S. K. m. 4, 1066)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.09.2004 tarih ve 2003/1372 - 2004/890 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin nakliyat sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı emtianın Belçika'dan Türkiye'ye gemi ile konteyner içinde getirildiğini, davalı şirketin taşıyıcı firma olduğunu, davalı kooperatifin ise, emtianın fabrika sahasına nakledilmek üzere yapılacak taşıma işini üstlendiğini, konteynerdeki darbe nedeniyle yapılan incelemede cam emtianın kırılarak hasarlandığının belirlendiğini, zarar miktarının sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 13.049 Euro'nun davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kooperatif vekili, konteynerdeki hasarın müvekkilinin taşıması sırasında değil, daha önceki aşamada meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davalı kooperatifin ara taşıyıcı olduğu, hasarın konteyner içerisinde anılan davalının taşımadan sorumlu olmadığı kesitte meydana geldiği, diğer davalı yönünden olayda süresinde yapılmış bir ihbarın mevcut olmadığı, TTK. nun 1066/3. maddesi uyarınca davalı acentenin hasardan sorumlu olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, deniz yolu ile yapılan taşıma sırasında sigortalı emtiada meydana gelen hasarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 sayılı Kanun ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü maddesine eklenen fıkra uyarınca iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. Değinilen Yasa ile ihdas edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli Olur'la İstanbul'da kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, aynı husus 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı Kararla bir kez daha vurgulanmış ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenmiştir.
Mahkemelerin görevi, temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağından, mahkemece görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli Denizcilik İhtisas Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy