(1086 S. K. m. 388) (2709 S. K. m. 141)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.11.2004 tarih ve 2003/618 - 2004/702 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin marketler zinciri olarak faaliyet gösterdiğini, on altı adet işyeri bulunduğu ve bu suretle tüketiciler tarafından tanınıp, tercih edilen bir marka haline geldiğini, Kiler hizmet markasının franchising sözleşmesi ile kullanım hakkının verildiğini, Kiler esas unsurlu markanın TPE nezdinde ticaret ve hizmet markaları olarak da tescilli bulunduğunu, davalı şirketin ise müvekkili şirketle aynı iş kolundaki faaliyetini Trabzon ve Of'da iki ayrı markette Kiler markası ile sürdürdüğünü, davalının müvekkilinin tescilli markasını kullanmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin maliki olduğu Kiler markasına vaki tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, şimdilik 1 milyar TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin kuruluşunun davacı şirketin daha önce olduğunu, Kiler markasının müvekkili adına tescilli bulunduğunu, her iki tescilli markanın Kiler ismini taşıması dışında yazı karakterleri ile kullanılan logolarda benzerlik olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davalı eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının Kiler sözcüğünü marka olarak kullanmasının önlenmesine, tanıtım vasıtalarının, tabela, reklamlarda, poşet, insert ve basılı benzer evraklarda kullanılmasının önlenmesine, kullanılanların toplatılıp imha edilmesine, hüküm özetinin ilanına ve 1 milyar TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
HUMK. nun 388 nci maddesi hükmüne göre mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Yine Anayasanın 141 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler. Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da, HUMK 428 nci maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir. Diğer bir anlatımla, Yargıtay incelemesi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme kararı, HUMK. nun 388 nci maddesinde belirtilen unsurlardan ve özellikle de gerekçeden yoksun olup, denetime elverişli değildir. O halde, gerekçesiz şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy