(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kartal Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.12.2004 tarih ve 2003/1419 - 2004/838 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline trafik sigorta poliçesiyle sigortalı ve davalılardan Abdülkadir Gülçer'e ait aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle müvekkilinin karşı araç malikine 1.088.016.000.- TL ödeme yaptığını, davalı sürücü Sinan Kaya'nın %100 kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini ve kaza sırasında sigortalı araçta istiap haddinden fazla yolcu taşındığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı sürücü Sinan Kaya'nın kavşakta geçiş önceliği kurallarına uymadığı için 8/8 kusurlu olduğu, sigortalı araçta kaza sırasında istiap haddinden fazla yolcu taşınması nedeniyle zorunlu mali mesuliyet sigortası genel şartlarının 4/d maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.088.016.000.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında da belirtildiği gibi, icra takibine vaki itirazın iptali davası ile alacak (tahsil) davası nitelikleri ve sonuçları itibarı ile farklı dava türleridir. Zira, itirazın iptali davası, takip edilen alacağın İİK. nun 67 nci maddesi hükmü çerçevesinde takip talebine bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna bağlı olarak icra inkar veya kötüniyet tazminatı ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucu doğururken, tahsil davası alacaklının genel hükümlere göre alacağını bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava türüdür. Mahkemece dava dilekçesinde itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiği halde alacağın tahsiline ilişkin hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabul şekline göre de;
2- Dava dosyası incelendiğinde, aracın malikinin ve sigortalının davalı Abdülkadir Gülçer, sürücünün davalı Sinan Kaya olduğu görülmüştür. Poliçe Genel Şartları'nın 4/2 nci maddesinde ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir hükmü mevcuttur. Şu halde, davacı sigortacı söz konusu davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabilecektir. Davalı Sinan Kaya sigorta ettiren olmadığına göre, sözleşmenin tarafı değildir. Bu durumda mahkemece davalı sürücü hakkındaki davanın pasif sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu davalı aleyhine de hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
3- Davacı sigorta şirketi, istiap haddinin aşılması nedeniyle kazanın meydana geldiğini ileri sürerek rücu davası açmış, mahkemece, sigortalı araçta istiap haddinden fazla yolcu taşınması nedeniyle genel şartların 4/d maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, Dairemizin yerleşik uygulamalarında belirtildiği gibi, riziko ile istiap haddinden fazla yük veya yolcu taşıma arasında uygun illiyet bağının bulunması ve kazanın münhasıran bu nedenle meydana gelmesi gerekmektedir. Dosyadaki bilirkişi raporu bu durumu tereddütsüz bir şekilde ortaya koyacak bir saptama içermemektedir. Mahkemece, kazanın oluş şekli ile aracın nitelikleri ve araçtaki yolcu sayısı da dikkate alınarak kazanın sırf istiap haddinin aşılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda uzman bilirkişilerden rapor alınması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın kabulü de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy