(818 S. K. m. 126)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.09.2004 tarih ve 2004/681 - 2004/516 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Çıtaklar A.Ş.'nin ortağı iken, dava dışı üçüncü kişilere ait taşınmaz üzerinde bina yapımına ilişkin eser sözleşmesi imzaladıklarını, daha sonra müvekkilinin 13.05.1994 tarihinde davalı şirket ortaklığından ayrıldığını, bu protokole göre, şirketin dava dışı üçüncü kişilerle yaptığı eser sözleşmesine konu taşınmazdan bir bölümün verilmesinin kararlaştırıldığını, ne var ki, bina imalatının tamamlanması sonrasında davalı şirket ile taşınmaz malikleri arasında anlaşmazlık çıkması sonucunda açılan davaların yeni sonuçlandığını ileri sürerek, anılan protokol gereği müvekkiline verilmesi kararlaştırılan bölümün müvekkili adına tescilini, bu talebinin reddi halinde taşınmazın değerinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın BK.'nun 126/4 maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket pay devri karşılığı verildiği iddia olunan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde bedelinin tahsiline ilişkin olup, davalı tarafın zamanaşımı def'inde bulunması üzerine, davacı yan pay devri karşılığı verilen taşınmazın, şirketin arsa sahipleri ile olan ihtilafları nedeniyle şirkete geç intikal ettiğini ve o aşamada bu nedene dayalı olarak dava açılmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda, mahkemece davacı tarafın ileri sürdüğü bu husus üzerinde durularak bu iddianın doğru olup olmadığı belirlenmek ve şayet doğru ise davalının zamanaşımı savunması buna göre değerlendirilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus üzerinde durulmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi de davanın yukarıda açıklanan mahiyetine göre doğru olmamış, kararın anılan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy