(556 S. KHK. m. 61, 62)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İ. 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.12.2004 tarih ve 2004/252 - 2004/246 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ... Spor Kulübü isminin, renklerinin, logosunun (markasının) TPE'ce tescil edildiğini, bu kulübün marka lisansının 20.09.1999 tarihinde marka sözleşmesi ile müvekkili şirkete devredilmiş olduğunu, davalı şirketin ithalatım yaptığı eşyaların gümrük kontrolünde müvekkili şirketin tescilli markası olan" ... Kulübü" ibaresi ile şekli (logosu) taşıyan ürünlerin ele geçirilmesi üzerine ithal işlemlerinin durdurulduğunu, markanın tüm dünyaca tanınmış ünlü bir marka olduğunun bilinmemesinin mümkün olmadığından, müvekkili dernek ve şirketin markadan doğan haklarına tecavüzün bulunduğunu, davalı şirketin eyleminin TTK'nun haksız rekabet hükümlerine de aykırı olduğunu ileri sürerek, markadan doğan haklarına yönelik tecavüzün ref'i ve men'ini, gümrüklerdeki ürünlerin taklit olduğunun tespiti ile bu ürünler üzerinde müvekkiller bakımından mülkiyet hakkı tesisini, bunun mümkün olmaması durumunda masrafı davalıdan alınarak imhasını talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah ile mülkiyet hakkı tesisi talebinden vazgeçerek, ürünlerin imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu malların henüz millileşmemiş, transit ülkesine giden mallar olduğundan haksız fiilin oluştuğundan söz edilemeyeceğini, davanın süresinde açılmamış bulunduğunu, dava konusu malların transit amacı ile getirilmiş, transit faturası kesilmiş ve transit işlemi ile başka ülkeye götürülmekte olduğunu, siparişte taklit mal talebinin bulunmadığını, mallarının kontrolünün de müvekkil şirket tarafından yapılmamış olduğundan sorumluluktan söz edilmesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davanın eşyaların yakalanmasından itibaren 10 gün içinde açılmasını gerektiren hak düşürücü süre bulunmadığından zamanaşımı define itibar edilmediği, davalının davacıya ait tescilli markanın kullanılması konusunda lisans sahibi olmadığı halde ürün siparişi vererek Türkiye'ye getirttiğine göre markaya tecavüz ettiğini bilmesi gerektiğinden, bu ürünlerin yurt içinde satılmayacak olmasının markaya tecavüz edildiği gerçeğini değiştirmediğinden, ürünlerin ülke sınırlarına girdiği anda markaya tecavüz fiilinin gerçekleşmiş olacağından, davalının amacının para kazanmak ve kendine fayda sağlamak olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının davacının markasına vaki tecavüzün ref'ine ve men'ine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.00.- YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy