(1086 S. K. m. 83, 179, 185)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.02.2005 tarih ve 2003/915 - 2005/72 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Y. ve M. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı ev eşyalarının davalıların maliki ve sürücüsü bulunduğu araçla Antalya'dan Silopi'ye taşınması sırasında aracın tek taraflı kaza yapması sonucu hasarlandığını, sigortalısına 3.800.000.000.-TL hasar tazminatının müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Y. ve dahili davalı M., kazanın Silifke-Mersin sınırları içerisinde meydana geldiğini, bu nedenle yetkili mahkemenin Silifke mahkemeleri olduğunu, sigortalı eşyada hasar meydana gelmediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığı, hasarın toplam 2.950.000.000.- TL olduğu gerekçesiyle, davalılardan şirkete yönelik açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalılardan Y. ve M. temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan Y.'nin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün, bu davalı bakımından onanması gerekmiştir.
2- Davalı M.'nin temyiz itirazlarına gelince; dava nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rucüen tahsili istemine ilişkin olup, bu davalı, dava açıldıktan sonra harcı yatırılmayan, dahili dava dilekçesinin tebliği suretiyle, davaya dahil edilmiş, mahkemece de bu davalının sorumluluğuna karar verilmiştir. Davalı M.'nin hakkında hüküm kurulmuş olmakla, kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunduğu da kuşkusuzdur.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, somut olayda olduğu gibi, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, bir dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek ya da mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek, ıslahla dahi mümkün değildir. Usul yasamızda davanın nasıl açılacağı gösterilmiştir. Sorumlu olanlardan biri hakkında dava açıldıktan sonra diğer bir sorumlunun dışarıdan davaya ithal edilmesi ve hakkında hüküm tesis edilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalılardan M. hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, mahkemece, bu davalı hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalı M.'nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalılardan Y.'nin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu davalı bakımından ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı M.'nin temyiz itirazlarının kabulü hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlere, davalılardan M.'nin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 119,30.-YTL temyiz harcının temyiz edenden alınmasına, 08.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy