(818 S. K. m. 41, 53)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Malatya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.02.2005 tarih ve 2001/213-2005/39 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.07.2006 gününde davacı avukatı A. A. ile davalı avukatı M. M., Ö. M., M. A. E. gelip, diğer davalı Esbank Genel Müd. Avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabının bankaca usulsüz işlemlere dayalı olarak diğer davalıya ödendiğini ileri sürerek, asıl davada 1 milyar TLnin davalı banka ve M.'dan, birleşen davada ise 32.285.000.000 TLnin banka ve M.'ten tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, davacının 26.05.1998 tarihli talimatına istinaden paranın Ö. M.'e ödendiğini, ödeme yapılan M.'in davacının kayınpederi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar M. ve M. vekili, paranın M. tarafından değil Ö. tarafından çekildiğini, anılan hesaba paranın başlangıçta da M. Ö. tarafından gönderilen havale ile açıldığını, M.'nın kayınbiraderi, M.'in ise davalı olan damadı olan davacının eşinden boşanması aşamasına kadar kayınpederinin sahibi olduğu düğün salonunda çalıştığını ve onun işlerini takip ettiğini, kendine ait bir işi ve kazancı olmadığını, paranın yine yazılı talimata dayalı olarak çekildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlara göre, dava konusu edilen hesabın davalı M.'nın gönderdiği havale ile açıldığı, hesap açılış tarihi ve öncesinde yakın akraba olan davacı ile davalı M. ve M.'in aralarındaki güven ilişkisine dayalı olarak banka nezdinde işlemler yaptıkları ve davacı adına açılan hesaba para aktarıldığı, bu hesaptan davalı tarafın tasarrufunu sağlamak için davacının yetki verdiği, bankanın yazılı talimata uygun işlem yaptığı ve davalı M.'in diğer davalının talimatı ile davacı adına açılan hesaba gönderilen parayı çektiği, paranın kaynağının davalılarca ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin asıl davaya ve birleşen davada davalı banka hakkında kurulan hükme yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Birleşen dava açısından davalı Ö. hakkında da mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, red gerekçesi olarak gösterilen, davacının hesabındaki paranın aslında davalı M.'e ait olduğuna ilişkin kesin bir belirleme yapılmış değildir. Zira, dosya tüm deliller toplanmadan bilirkişiye verilmiş ve bilirkişinin düzenlediği raporda, paranın hangi kaynaktan hesaba girdiği belirtilmemiş, sunulu dekontlara dayalı olarak hesaptaki işlemler belirtilmiştir.
Hesabın davacı adına açıldığı sabit olmakla, hesaptaki paranın davacıya ait olmadığını kesit yükü davalı Ö. M.'tedir. Ancak, salt tarafların önceden akraba olduğu, paranın Yurtbank Bakırköy Şubesi'ndeki Kasım Çalışkan hesabından yapılan EFT ile davacı hesabına geldiği ve gerçek hak sahibinin davalı M. olduğunun kabulü için yeterli bir neden değildir. Kaldı ki, dosyaya sunulan tahsil, tediye ve hesap açma fişlerinden de paranın Yurtbank A.Ş.'den EFT yoluyla davacı hesabına geldiğine ilişkin somut belirleme yapılamamaktadır. O halde, mahkemece, davacının hesabının nasıl açıldığı, hesaba paranın kimin tarafından yatırıldığı yada EFT yoluyla mı geldiği, davalı banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak belirlenmeli ve davalının bu para üzerinde gerçek hak sahibi olup olmadığının saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalı Ö. M.'den alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy