(6762 S. K. m. 1292, 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.12.2004 tarih ve 2003/365-2004/1195 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.07.2006 gününde taraflar ve avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, güvenliğini davalı şirketin üstlendiği müvekkiline sigortalı işyerinde onarım ve bakım amacıyla bulundurulan üçüncü kişilere ait aracın çalınması ile oluşan ve müvekkilince tazmin edilen rizikodan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, (60.000.000.000) TL'nin faiziyle davalıdan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sigorta ve rizikoya ilişkin belgelere, keşifte dinlenilen tanık anlatımlarına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya sigortalı işyerinden 31.07.2003 tarihinde gelen araçların servis görevlilerince otoparka alınıp anahtarlarının alındığı, davalı güvenlik şirketinin gelen araçların anahtarlarını teslim almadığı ve güvenlik kulübesinde de anahtar bulunmadığı, bu yönde ifadesini değiştiren tanığın son açıklamalarının gerçeğe uygun bulunduğu, meydana gelen hırsızlık eyleminde davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, güvenliği davalı tarafından üstlenilerek sağlanan davacıya Endüstriyel Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan dava dışı araç bakım ve onarım servisi işiyle iştigal eden sigortalı işyerine bakım için tevdi edilen bir otomobilin iki kişi tarafından çalınması üzerine poliçedeki 3. kişilere ait araçlarla ilgili verilen teminat klozu uyarınca davalı tarafından araç maliki müşteriye ödenen tazminatın riziko sorumlusu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı sigortalı işyeri ile davalı arasındaki Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi uyarınca, işyerine personel, ziyaretçi, malzeme ve araç giriş-çıkışlarının kontrolü, gözetimi ve korunması davalı güvenlik şirketince üstlenilmiştir.
Dosyadaki kanıtlardan, servis bakım istasyonunun (sigortalı işyerinin) ana giriş-çıkış noktasının oynar bir engelle korunduğu ve girişte davalıya ait güvenlik kulübesi ve burada görevli elemanların bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesinin göndermede bulunduğu güvenlik hizmeti başlıklı EK-1'de belirtilen işyeri güvenlik yönergesinin sigorta ettirence hazırlanıp davalıya tebliğ edilmediği varsayılsa dahi davalının servise giren ve çıkan araçları takip, kontrol ve gözetmekle yükümlü olduğu, hırsızlık girişimlerine karşı tüm önlemleri almak ve etkisiz kılmakla, hırsızlık girişimlerini azaltıcı araç giriş kabul ve çıkış teyidi yönünde servis görevlileriyle etkin koordinasyon kurmakla görevli olduğu, bütün bunların üstlenilen işin doğasının zorunlu gerekleri kapsamında kaldığı kuşkusuzdur.
Riziko anında güvenlik kulübesinde görevli olan davalının eski çalışanı tanığın keşif sırasında önceki kolluk anlatımından tamamen farklı olarak çalınan araca ait anahtarın güvenlik kulübesindeki özel anahtarlıkta değil, aracın üzerinde olduğu yönündeki sözlerine itibar edilecek olsa ve mahkemenin ve bilirkişiler kurulunun kabul ettiği üzere bakıma bırakılan araç anahtarının aracın üzerinde iken çalınması durumunda da davalının yukarıda yapılan açıklamalar karşısında görevinin genel çerçevesi içinde sorumlu olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Bu bakımdan, davalının meydana gelen riziko nedeniyle sorumlu tutulmasının çalınan araç anahtarını yedinde bulundurup bulundurmaması noktasına indirgenerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, taraf avukatları duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy