(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.10.2003 tarih ve 200/919 - 2003/967 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkilinin kurucu ortağı olup, kooperatifteki payını devrettikten sonra müdürlük sıfatı iktisap ettiğini, tapu gider altında üyelerden fazla para tahsil ettiğini, ayrıca kooperatiften muhtelif tarihli makbuzlarla haksız olarak paralar tahsil ettiğini, fazla alınan paraların tahsili amacıyla yapılan 2000/3918 sayılı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kooperatifin 25.10.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile tapu harcının alınması kararı alındığını, banka hesabına yatan parada tasarruf yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğunu, kat irtifak tapularının çıkarılması görevinin 10.04.1997 tarihli sözleşme ile kendisine verildiğini ve edimini yerine getirdiğini, hiçbir dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olmadığını, para çekme yetkisi bulunmadığını, usulsüz harcama varsa sorumlusunun yönetim kurulu olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, bu dava ile birleşen karşı davasında ise, kooperatif yönetiminin ilave inşaat ve imalatlar yapılması için kararlar aldığını, bu konuda kendisine tam yetki verildiğini, çeşitli tarihlerde toplam 7.150.000.000.-TL ödenmesine karar verildiği halde ödeme yapılmadığını, bu konuda başlattığı 1998/1374 sayılı icra takibinin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, anılan miktarın davacı-karşı davalı kooperatiften tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı kooperatif vekili karşı davaya cevabında, zamanaşımının gerçekleştiğini, inşaatların kooperatif parası ile yaptırıldığını, davalı-karşı davacının anılan tarihte kooperatif müdürü olduğundan kooperatif ile ticari ilişkide bulunmasının yasak ve geçersiz olduğunu, tüm paranın ve defterlerin davacı-karşı davalı elinde toplandığını, alacak talebinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı-karşı davacının kooperatif müdürü olduğu, yaptığı hizmetlere karşılık ücret tayin edildiği halde ödenmediği, hizmetin yapılmadığına yönelik kooperatifçe savunmada bulunulmadığı, asıl davada davacı kooperatifin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 7.150.000.000.-TL asıl ve 11.982.243.180.-TL temerrüt faizinin davacı-karşı davalı kooperatiften tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı kooperatif vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı kooperatif tarafından açılan asıl davada davacının talepleri iki noktada toplanmaktadır. Birincisi, kooperatif üyelerinden tapu kayıtlarının çıkarılması amacıyla toplanan paraların fahiş miktarda olduğu ve ikincisi ise, davacı kooperatif tarafından makbuzlarla davalıya ödenen paraların mesnedi bulunmadığı hususlarıdır.
Davacı kooperatif ile davalı arasında 10.04.1997 tarihinde eser sözleşmesi aktedilmiş olup, anılan sözleşmede masrafı kooperatif tarafından ödenerek kat irtifak tapularının davalı tarafından çıkartılacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin bu maddesine istinaden yönetim kurulu 25.10.1997 tarihli yazısı ile üyelerinden tapu masrafı için gereken para ayrıntılı olarak döküm yapılmak suretiyle talep edilerek tahsil edildikten sonra sözleşme uyarınca davalıya intikal ettirildiği iddia edilmiştir. Kooperatif üyelerinden paranın talep ve tahsil işleminde davalının katkısı bulunduğu ispat edilmemiş bulunmasına göre bu konuda yapılan masrafların fazla olarak tahsil edilerek kooperatifin zarara uğratılmasının söz konusu olması halinde bu zararın dönemin yönetim kurulu üyelerinden tahsili gerekirken davalıya bu konuda sorumluluk yöneltilmesinin doğru bulunmadığına yönelik mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bunun yanında, davalıya ödeme yapıldığına ilişkin makbuzlar, davalı ile yapılan 10.04.1997 tarihli eser sözleşmesinden sonraki tarihleri taşımakta olup, davalı tarafından anılan sözleşmeden doğan alacaklarının tahsili amacıyla ayrı bir dava açılmış olup, eser sözleşmesi kapsamında oluşan tüm alacağın ve dolayısıyla bu davanın konusunu teşkil eden makbuzların o davada değerlendirilecek bulunmasına göre bu aşamada asıl davanın bu kalemi yönünden de mahkemece red kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı kooperatif vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı-karşı davacı Kamil Rıfat Buyrukveren'in açtığı karşı dava yönünden davacı-karşı davalı kooperatifin temyiz itirazlarına gelince,
Karşı davadaki davalı-karşı davacı talepleri yukarıda anılan 10.04.1997 tarihli eser sözleşmesi ile ilgili bulunmayıp, bu sözleşmeden önceki tarihlerde yönetim kurulunun bir takım imalatlar konusunda 25.12.1994 ile 11.01.1996 tarihleri arasında aldığı kararlara yönelik olup, bu kararlardaki bahsi geçen ödemelerin davalı- karşı davacıya ödenmediği noktasına ilişkindir.
Gerçekten anılan tarihler arasındaki yönetim kurulu kararları incelendiğinde gerek 05.10.1995 tarihli ve gerekse, 11.01.1996 tarihli yönetim kurulu kararlarında davalı-karşı davacıya bir takım ödemelerin yapılması karar altına alınmıştır. İlke olarak yönetim kurulu, genel kurulda alınan kararlar çerçevesinde işlem yapma yetkisine sahip olup, aldığı kararlar ve sonuçlarının genel kurulun iradesine sunularak denetlenmesi gerekmektedir. Bu durumda mahkemece öncelikle anılan yönetim kurulu kararlarının genel kurul iradesine sunulup sunulmadığı, bilançolarda gösterilip gösterilmediğinin araştırılarak, genel kurulun bu ödeme kararlarını benimseyip benimsemediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Yapılacak araştırma neticesinde genel kurulun bu ödeme kararlarını benimsediğinin belirlenmesi halinde, mahkemece bu kez karar altına alınan ödemelerin davalı-karşı davacıya ödenip ödenmediği, dolayısıyla mükerrer ödeme olup olmayacağının araştırılması gerekecektir.
Şayet yapılan araştırma neticesinde genel kurulun anılan bu kararlara yönelik bir benimsemesinin bulunmadığının tespiti halinde ise, davacı-karşı davalı kooperatif ile davalı-karşı davacı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, davacı-karşı davalı kooperatif tarafından davalı-karşı davacının kooperatif kasası gibi hareket ettiği, kendisinin kooperatif üyesi, müdür, kooperatif vekili, müteahhit sıfatlarının bulunduğunu savunmuş, davalı-karşı davacı ise anılan uyuşmazlık yönünden kendisinin ticari mümessil olduğunu, götürü hizmetler nedeniyle alacağını talep ettiğini bildirmiştir. Mahkemece tarafların bu iddia ve savunmaları üzerinde etraflıca durularak bu konudaki delilleri toplanmak suretiyle davalı-karşı davacının alacağının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
O halde mahkemece karşı dava yönünden yukarıda açıklanan şekilde araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı kooperatif vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı kooperatif vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile karşı dava hakkında verilen BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy