(556 S. KHK. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.03.2005 tarih ve 2004/228-2005/159 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.09.2006 gününde davacı avukatı Z.Nur Akman ile davalılardan TPE vekili Sinan İcik ve Prestige Cosmetics vekili Yusuf Avni Kabacoğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkilinin yıllar boyu yoğun reklam ve tanıtım çalışmaları ile maruf ve meşhur hale getirerek piyasada işletmesiyle bütünlük sağladığı şekil+PRESTIGE markasının 3, 8, 16 ve 21. sınıf emtialar için tescil başvurusunun davalı TPE'ce diğer davalıya ait önceden tescilli markalar gerekçe gösterilerek 3. sınıf emtiaların bir kısmı yönünden reddedildiğini, oysa davalı markalarının dizayn, okunuş ve harflerin sıralanışı bakımından farklılıklar bulunduğu gibi müvekkili markasının şekil unsurunun da bulunduğunu ileri sürerek, yeniden inceleme isteğinin reddine dair YİDK kararının iptalini ve redde dayanak gösterilen davalı şirket markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalılarca davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak davacı başvurusuna konu işaret ile redde dayanak alınan markalar arasında 556 sayılı KHK.'nin 7/b maddesi anlamında benzerlik bulunduğunun yasal bir varsayım olduğu, davalı TPE'nin işaret ve emtiaları daha önce tescilli olan markalarla aynı olan davacı başvurusunun reddetmesinin isabetli olduğu, davalının değinilen mutlak ret nedeninden etkilenmeksizin markasını tescil ettirebilmesi için anılan KHK. nun 7/son maddesinde belirtilen biçimde işarete kullanımla ayırt edicilik kazandırdığını ispatlaması gerektiği, ancak bu olgunun gerçekleştiğini kabul edilemeyeceği gibi, hukuka uygun gerçekleşmeyen ve önceki marka sahibinin uzun süre sessiz kalmakla marka hakkına dayanamayacağından söz edilemeyeceğinden 556 sayılı KHK. nun 7/son maddesindeki olanaktan davacının yararlanamayacağını esasen davacı aleyhine sonuçlanan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2001/907 Esas sayılı davasından da davacının 3. sınıf 2, 3 ve 5. alt sınıf emtialardaki kullanımının hukuka uygun olmadığının anlaşıldığı TPE kararında bu yöne açıkça değinilmese de ret kararının sonucu bakımından doğru olduğu, hükümsüzlük davalarının TPE kararlarının iptali istemli davalarla birlikte görülmesinin gerekmediği, davalıya ait markaların hükümsüzlük istemiyle daha önce açılmış davalar bulunduğu, bunlardan birinin kabulle sonuçlandığı ve temyizde bulunduğu gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin reddine hükümsüzlükle ilgili davanın ayrılmasına ve ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy