(556 S. KHK. m. 61, 61/A, 62, 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.03.2005 tarih ve 2002/396-2005/106 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin LPG (sıvılaştırılmış petrol gazı) alanında en büyük pazar payına sahip şirketler olduğunu, isim, şekil ve renk itibariyle tüplerinin tescilli bulunduğunu, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında koruma altına alındığını, davalıların bu tüpleri piyasadan toplayıp imha ettiklerini, yerlerine kendi tüplerini verdiğini, eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, maddi ve manevi zararlarının doğduğu ileri sürerek, davalıların eylemlerinin haksız rekabet ve mülkiyet hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, bu eylemlerin men'ine, hükmün ilanına, 2.5 milyar TL maddi ve 15 milyar TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, iddiaların yersiz olduğunu, tespit yaptıranın davacılar olmadığını, raporda muğlak ifadeler kullanıldığını, tespit dosyasında Mogaz-Aygaz markalı tüpler mevcut ise de bunların ne kadar olduğunun açıklanmadığını, dolum tesislerine çok sayıda tüplerin giriş ve çıkışlarının yapıldığını, tazminat istemlerinin yersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, dayanak tespitin davacılar tarafından yaptırılmadığı, tespit anında belirlenen tüplerin miktar ve niteliklerinin belli olmadığı, davalı şirketlerin davacılar şirketlerin markasına tecavüz edip, dolum ve satış yaptıkları iddiasının kanıtlanmadığı, ayrıca davacılara ait tüplerin davalılara ait işyerinde bulunduğuna dair kesin bir bulgunun yer almadığı, zararın da kanıtlanmadığı, maddi ve manevi tazminat istemlerinin yersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacılar vekili, davalıların izin almadan ve sözleşme yapmadan müvekkili markalı tüpleri piyasadan toplayarak imha ettiklerini, müşterilere kendi tüplerini verdiklerini, haksız rekabette bulunduklarını ileri sürmüş, aynı zamanda marka hakkına da tecavüz ettiklerini bildirerek 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine de dayanmıştır. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Tarafların iddia ve savunması dikkate alındığında, uyuşmazlığa 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin hükümlerinin de uygulanması gerekmektedir. Bahse konu Kanun Hükmünde Kararname'nin 5194 sayılı Yasa ile değişik 71 inci maddesinde bu Kanunun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, anılan mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla da, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemelerin kurulmasına kadar ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde üç numaralı asliye hukuk mahkemesi ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilmiştir. Fikri ve sınai hukuk mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Mahkemelerin görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Bu durum karşısında, ihtisas mahkemesi sıfatıyla davada Adana 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu benimsenip, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy