(CMR. m. 30)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.04.2005 tarih ve 2004/523-2005/284 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma sigorta poliçesi ile sigortalı emtianın davalı tarafından İstanbul'dan Almanya'ya karayolu ile taşıma sırasında hasarlandığının anlaşılması üzerine müvekkilince sigortalısına ödenen hasarın 1650 EURO bedelli bölümünden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu meblağın aynen yada ödeme tarihindeki TL. karşılığının faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alıcının teslimin hasarlı olduğuna ilişkin çekincesinin bulunmadığını, yüklemenin de gönderene ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, malların sağlam telsi alınıp alıcıya sağlam teslim edildiği, bundan sonra alacıya ait olan hasarın oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminat alacağının rücuan tazmini istemine ilişkindir.
Sigortalı emtianın İstanbul'dan Almanya'ya taşınması hususunda düzenlenen taşıma sözleşmesinde, iş bu nakliyatın CMR (Karayolu ile Milletlerarası Mal Nakliyatı Mukavelesi ile ilgili Anlaşma) hükümlerine tabi olduğu kayıtlandırılmıştır. Anılan Konvansiyon'un 30/1 inci maddesinde ise, alıcının, taşıyıcı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya zarar ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde tesliminden yedi gün içinde durumu kendisine bildirmeden malları tesellüm ederse bu hususun, onun malları sevk mektubunda tarif edildiği şekilde aldığına delil teşkil edeceği hüküm altına alınmıştır. Bu şekildeki düzenleme ile, gönderilen, şayet yükü çekincesiz olarak teslim almış ise, yükün sevk belgesinde belirtildiği gibi alındığına dair karine teşkil edecektir. Bu karinenin aksini iddia eden taraf iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Somut olayda, davacı taraf, hükme esas bilirkişi raporuna yaptığı itirazda, boşaltma öncesi aşamada düzenlendiğini iddia ettiği gümrük belgesinde, yükün hasarlı olduğuna ilişkin ibare bulunduğunu bildirmek ve tercümesini de eklemek suretiyle, bu karinenin aksini kanıtlamak istemiş olup, bu itiraz üzerinde mahkemece durulmaması doğru olmamıştır.
3- Diğer yandan, hükme esas bilirkişi raporunda, CİF satışın bir özelliği olarak, boşaltma masraflarının dava dışı alıcı-gönderilene ait olmasından yola çıkılarak, boşaltmanın davalı taşımacıya ait olmadığı sonucuna varılması doğru olmamıştır. Zira, satımın tarafları arasında geçerli bir unsurdan, satımın tarafı olmayan davalı taşımacının yararlandırılamayacağı kuşkusuzdur. Nitekim, davacı vekili, boşaltma masrafı alıcıya ait olsa da boşaltmanın alıcıya ait olduğuna ilişkin taşıma senedinde bir hüküm bulunmadığını, böyle olsa dahi boşaltma sırasında davalının boşaltmaya nezaret görevi nedeniyle boşaltmaya karşı çıkması gerekirken, bunu yapmadığını, bu hususların raporda tartışılmadığını itirazında ileri sürmüş olup, bu itiraz noktaları ilke olarak doğrudur. Bu itibarla, sonuca etkili bu itiraz noktalarına ilişkin, mahkemece ek rapor alınmaması ve gerekçede de tartışılmaması kabul şekli bakımından da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy