(818 S. K. m. 490)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.10.2004 tarih ve 2003/164-2004/406 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankanın 17.12.1999 tarihli genel ticari kredi sözleşmesiyle dava dışı Kolağası Gıda ve İhtiyaç Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne kredi kullandırdığını, davalının bu sözleşmeyi 10 milyar lira limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edildiğini, davalının borcunun 25.10.2000 tarihi itibarıyla 11.798.096.199 TL'ye ulaştığını, alacağın tahsili için asıl borçlu ve kefiller hakkında icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek tahsilde tekerrür olmamak üzere davalının kefalet limiti olan 10.000.000.000 TL'nin temerrüt tarihi olan 25.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek artan oranlarda temerrüt faizi, faizin banka muamele vergisi, kaynak kullanım destekleme fonu ve diğer fer'ileri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 6.10.2000 tarihli ihtarname ile kefaletten rücu ettiğini, davacının cevabi ihtarname ile 10.10.2000 tarihi itibarıyla kefalet süresini sınırlandırdığını, rücu talebini kabul ettiğini bildirdiğini, BK.nun 290 vd. maddeleri uyarınca alacaklı davacının kefalet süresinin sonu olan 6.10.2000 tarihinden itibaren 1 ay içinde asıl borçlu hakkında icra takibinde bulunmaması ve dava açmaması nedeniyle müvekkilinin kefalet sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenle dava konusu borçtan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, itiraz üzerine takip durduğundan davacının itirazın iptali veya kaldırılması davası açmadan alacak davası açması doğru olmadığından derdestlik nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, bankanın farklı kefillerle 5.10.2000 tarihinde esas borçlunun kredi limitini artırarak bu şirkete yeniden kredi kullandırdığını, bankanın yeniden kredi kullandırmadan önce kat edilen hesabı kapattırması gerektiğini, rücu tarihinden sonra teminat mektubunun süresi uzatılması ve süre uzatımından sonra mektubun nakde çevrilmesi nedeniyle kendisinin 2.500.000.000 TL teminat mektubu bedelinden sorumlu tutulamayacağını, kendisinin kefili olduğu 17.12.1999 tarihli sözleşmeden kaynaklanan borcun ödendiğini, takip konusu borcun 5.10.2000 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, bu sözleşmede kendisinin imzası ve kefilliğinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı banka tarafından davalının rücu talebinin kabul edildiği, süresi dolan ve bilahare başka kefiller zamanında yenilenen, nakde çevrilme talebi rücu beyanından sonra gerçekleşen 2.500.000.000 TL bedelli teminat mektubu nedeniyle davalının sorumlu tutulamayacağı, davalının dava dışı asıl borçlunun kullandığı 7.500.000.000 TL nakdi krediye kefil olduğu için bu asıl borç ile bu borcun 25.10.2000 tarihine kadar olan faiz, fon, komisyon ve fer'ilerinden ve ayrıca temerrüde düştüğü 25.10.2000 tarihinden dava tarihine kadar olan kendi temerrüdünden kaynaklanan temerrüt faizinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.289.096.199 TL asıl borç ve 31.358.461.793 TL temerrüt faizi olmak üzere toplam 40.647.557.992 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- BK.nun 484 ve 490/1. maddeleri gereğince kefil, kredi sözleşmesindeki kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Davalı, 17.12.1999 tarihli kredi sözleşmesini 10 milyar limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Davacı banka tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede borcun 25.10.2000 tarihinde ödenmesi istendiğinden, davalının 10.000.000.000 TL ve 25.10.2000 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ve faizin BSMV'sinden sorumlu olduğu gözetilmeksizin talep olmadığı halde dava tarihine kadar işlemiş faiz hesaplanarak bu miktarın da hüküm altına alınması, dava tarihinden sonra işleyecek faiz konusunda bir açıklama yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kabul şekline göre de,
Kefalet limiti ve dava dilekçesinde talep edilen miktar 10 milyar lira olduğundan bu meblağ üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerekirken dava tarihine kadar işlemiş faiz miktarı da dahil edilerek belirlenen müddeabih üzerinden davalı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün taraflar yararına bozulmasına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy