(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.11.2004 tarih ve 2003/853 - 2004/1301 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.11.2006 gününde davacılar avukatı Faruk Ceylan ile davalı avukatı İlknur Şahin gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili Özcan Terzi'nin davalının dava dışı Selim Ltd. Şti.ndeki (200.000.000.-) TL itibari değerli hissesini 16.07.2001 tarihli sözleşmeyle devir bedeli itibari hisse bedeliyle aynı gösterilmek suretiyle devralmış ise de, gerçekte (180.000) USD karşılığında devraldığını, (6) adet (30.000) USD'lik bononun her iki müvekkilince imzalandığını, tarafların ABD'de olmaları nedeniyle borcun (120.000) USD'lik bölümünün müvekkili Hüseyin Terzi'nin keşide ettiği çeklerle, kalan (60.000) USD'nin ise diğer müvekkilinin eşi tarafından keşide edilen dört adet çekle ödenmesine karşın davalının sadece ilk beş bonoyu posta yolu ile gönderdiğini, son bonoyu göndermeyerek haksız icra takibine koyduğunu ileri sürerek, 31.01.2003 vadeli bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, noterlik hisse devir sözleşmesinde devir bedeli olarak hisselerin itibari değeri olan (200.000.000.-) TL gösterildiği, davacı tarafça gerçek devir bedelinin (180.000) USD, davalı tarafça (270.000) USD olduğunun iddia edildiği, davacıların dava konusu bono bedelsiz kaldığını, HUMK. nun 288 vd. maddelerince yazılı kanıtla ispatlayamadığı, davacı tarafına teklifi üzerine davalı tarafından dava ve takip konusu bono bedelinin ödenmediğine ilişkin yemin edildiği gerekçe gösterilerek davanın reddine, İİK. nun 72/2 nci maddesince (18.044.000.000.-) TL icra-inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket hisse devir bedelinden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
16.07.2001 tarihli noter sözleşmesiyle dava dışı şirketin (200.000.000.-) TL nominal bedelli 1/3 payının davalı tarafından davacılardan Özcan Terzi'ye devri kararlaştırılmıştır.
Sözleşmede devir bedeli payın nominal bedeliyle aynı gösterilmiş ise de gerçekte daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, bu miktarın ne olduğu uyuşmazlık konusudur.
Sözleşmenin yapıldığı 16.07.2001 tarihinde devralan (borçlu) ve babası olan diğer davacı 31.08.2002 ila 31.01.2003 vadeli (30.000)'er USD bedelli (6) adet bonoyu davalı lehine keşide ederek teslim etmişlerdir. Bu sıralı bonoların ilk beşi davalı devredence davacı tarafa posta ile gönderilmiş, 31.01.2003 vadeli son bono ise iade edilmeyerek takibe konulmuştur.
Davalı vekilince esasa cevapta bonoların toplam tutarı (180.000) USD. nin devir bedeli olmadığı, taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, bu çerçevede davacılara elden borç para verilerek karşılığında senet alındığı savunulmuştur.
Oysa, davalı asıl, aleyhinde ABD'de açılan ceza davası duruşmasındaki savunması ve davacı tarafın teklifiyle 29.06.2004 tarihli oturumdaki yeminli açıklamasında, devir bedelinin (270.000) USD olduğunu, (90.000) USD. nin peşin ödenmesinin kararlaştırıldığını, kalan (180.000) USD için sözleşme tarihinde (30.000)'er USD'lik (6) adet bono düzenlendiğini, peşinat ve ilk beş bononun muhtelif çeklerle ödendiğini, sonuncu bononun ödenmediğini, davacı Özcan'ın eşinin keşide ettiği 23.01.2003 ve 30.01.2003 tarihli çeklerin (toplam 30.000 USD bedelli) peşinata mahsuben tahsil edildiğini, bu çeklerin 31.01.2003 vadeli son bono ile ilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir.
Her şeyden önce, davalının peşinat olarak ileri sürdüğü (90.000) USD'nin ödendiğini belirtirken, davacı eşinin keşide ettiği toplam (4) adet çekten (30.000) USD bedelli son iki çekin peşinata mahsuben olduğunu ileri sürmesi çelişkili davranış yasağına aykırı düşmektedir.
Bonoların malen kaydını içermesi ve davacılardan Hüseyin Terzi'nin keşide ettiği (10) adet ve davacı Özcan eşinin keşide ettiği (4) adet sıralı çekin toplam tutarının (180.000) USD'ye baliğ olması ve tüm çeklerin davalı tarafından tahsil edilmesi karşısında, çeklerin bonoların tamamının ödenmesi amacına yönelik olmadığı, taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu, gerçek devir bedelinin (180.000) USD değil (270.000) USD olduğu ve peşinatın (30.000) USD'lik bölümünün ödenmediği ve davacıların bu miktar bakiye borcu olduğu iddialarının ispat yükünün bunları ileri süren davalıya ait olduğu gözden kaçırılarak, icapsız yemin teklifi üzerine davalının çelişkili açıklamalarla eda ettiği yemine dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Bozma kapsamına göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının incelenmemesine, takdir edilen 450,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy