(6762 S. K. m. 590)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.03.2005 tarih ve 2004/1155-2005/190 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline dava dışı Dost Denizcilik Ltd. Şti.'nden olan alacağına karşılık ve şirketi temsilen davalı tarafından 26.12.1999 vadeli, (2.400) Alman Markı meblağlı bir bono imzalanıp verildiğini, senedin vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından girişilen icra takibinin, davalının anılan şirketi temsil yetkisi olmadığı gerekçesiyle Tuzla İcra Tetkik Mercii'nce iptal edilip kararın onanarak kesinleştiğini, TTK. nun 590. maddesi uyarınca temsil yetkisi olmadığı halde bonoyu imzalayan davalının bu bonodan dolayı bizzat sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu bonoyu ayrı ve önceden olmak üzere kefil sıfatıyla imzaladığını, sonradan anılan şirketin bono ile borç altına girmeyi kabul etmediğini, BK.nun 492. maddesi uyarınca asıl borç sakıt olunca kefilin borcunun da sakıt olduğunu, ayrıca borcun ödenmesi için taraflar arasında 07.10.2002 tarihli protokol imzalanıp 14.10.2002 tarihinde de borcun ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava konusu senet altındaki imzanın davalıya ait olduğu, dava dışı şirket temsilcisiymiş gibi senedi imzalayıp bu güne kadar da borcu ödemeyen davalının TTK. nun 590. maddesi uyarınca bu borçtan sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy